11 Mayıs 2009 Pazartesi

Ballı Börek Hediyem


Hani hep der ya anneler "benim en büyük hediyem sensin" diye. Klasik gelirdi bu söz bana. Anne olmadan önce tabii.




Ne hediye, ne çiçek, ne de not... En güzel hediye Çınar'ımdı bana.




Anneler günü olduğunu bilmişcesine ilk kez sarılmayı öğrendi Çınar.




Bütün gün kafasını boynumdan kaldırmadı.




Kollarını sımsıkı boynumdan geçirdi. Sarıldı, sarıldı. Kucağımda olmadığı zamanlarda bacaklarımın dibinde eller havada, ıhh ıhh diye beni al dedi, durdu.


Alınca da kafası omzumda öylece kokladık birbirimizi.

Anladı sanki, bugün anneler günü dedi.


Annemi sevindireyim, ona bir jest yapayım bugün dedi.


Bütün gün kıskanan baba, ağzı kulaklarında anne ve yapışık oğlan şeklindeydik velhasıl-ı kelam.










Posted by Picasa

3 Mayıs 2009 Pazar

12-13,5 ay



1,5 ayda minik bir adama dönüşmüş oğlumla burdayız yeniden.özlemişiz seni günlük.


bu dönemde neler yaptığımızı kaydedemedik. kısa bir özet...


emekleme konusunda "jet" hızına erişti. 4 gün önce de birden bire uzun süre tay tay durup 3 adım attı. ama işin ilginci bunu birden birgünde yapması.


ben çınar'ın direk koşacağına eminim.


en güzel gelişmeyi konuşma-dil gelişiminde gösterdi Çınarişkom.


özne+gel kalıbını kullanıyoruz. anne gel, aba gel.


şimdi "anne-al"ı arada sıradakullanıyor ama sadece birleşim şeklinde. tek kelimelerimiz oldukça çeşitlendi.


sürrreekli konuşuyor. bıdır bıdır hiç susmuyor. arabada, banyoda, parkta, kapıyı çalanlara, yolda gördüklerine ve özellikle mağazalarda çalışan ablalara :))

yemek konusunda 2 arpa boyu ilerleyip 1 arpa boyu geriliyoruz. bir günü bir gününü tutmuyor. bir gün herşeyden yiyor 2.gün aynı yemeğe ağzını açmıyor. idare ediyoruz işte.

kendi kendine yemek yemeyi arada sırada ayna karşısında çalışmıştık. geçen gün anneannesine illa ben yiyeceğim diye tutturdu. kaşığı istedi, verdik.

sonuç yukarıda :)




21 Nisan 2009 Salı

Annelerin yeni blogu-muz

Çınar'ı büyütürken internette en çok böyle bir sitenin eksikliğini hissettim. Almak istediğim bir ürünü çeşitli markalar arasından seçmek için bir sürü forum gezip ya da alıp beğenmeyip başkasıyla değiştirerek çok zaman harcadım.

(Bloga ulaşmak için resme tıklayın)

En güzelinin deneyimle sabitlendiği fikrinden yola çıkarak, annelerin kullanıp beğendiklerini almak ya da beğenmediklerinden uzak durmak tecrübe etmenin en kolay yolu olduğu için böyle bir blogun varlığı pek çok annenin ihtiyacını karşılayacaktır umarım.



http://www.bebegimenealdim.blogspot.com/



Hadi bakalım, hele bir başlayalım bakalım neler çıkacak ortaya :)Paylaşımda bulunmak, bloga yazı göndermek isteyenler bana mail aracılığıyla ulaşırlarsa ekip üyesi olarak eklerim.

bebegimenealdim@gmail.com

sevgiler

sermin

30 Mart 2009 Pazartesi

Doğumgünü partimiz ve VEDA


Çınarişkomun 1.yaşgünü partisi 2 bölüm şeklinde gerçekleşti. İlk önce aile büyükleriyle beraber güzel bir kutlama yaptık. Çınar en çok balonlardan ve evdeki kalabalıktan mutlu oldu. Ama kalabalık onu o kadar çok yordu ki bütün gece uyandı ve huzursuzdu.
Ertesi gün oyun grubumuzla ufak bir kutlama yaptık. Bebeişler kendi hallerinde takıldı yine. Anneler peşlerinde, arada bir ikramlardan çatal ucuyla alınması şeklinde partilerimizi tamamladık.
Aslında bir de arkadaşlarımızı çağıracağımız bir parti yapalım demiştik ama ondan son anda vazgeçtik çünkü Çınar gerçekten çok yoruluyor kalabalıktan. Bir de benim yorgunluğum var tabii. 2 günün sonunda zayıf düşen bünyem hastalıkla yatağa düşürdü beni.




Buradan doğumgünümüzü kutlayan herkese çok teşekkür ederim. Bir de hiç tanışmadığım ama burada yorumlarıyla beni mutlu eden hatta ilk yorumunda cevap yazmadığım için bana sitem eden :)) Zülal'in annesi Sinem'e ayrı bir teşekkür etmek istiyorum. Büyük bir incelik gösterip taaa nerelerden Çınar'a çok güzel bir doğumgünü hediyesi yollamış. Beni hem şaşırtıp, hem sevindiren, üstüne de "sanal alem"in aslında bu aralar gerçekten sanal olduğunu düşünürken bir anda "gerçek mi?" diye düşündüren arkadaşıma teşekkür ederim.
Bu güzel 1 yılın üstüne bu blogu burada sonlandırmak istediğimi ve bunun son yazım olduğunu buradan haber vermek istiyorum. 1 yıl yetti de arttı bile. Eğer biraz daha sürdürürsem çok yıpranacağım, hayatımda benim için önemli olan insanları kaybedeceğim.
Bu blog aslında oğlumun büyürken yaşadıklarını kaydettiğim bir günlüktü. Tabii ki internet ortamında olması nedeniyle herkese, her yoruma, her fikire, her siteme açık bir formata dönüştü ve ben bunu göze alarak giriştim bu işe. Yaşamımın başkaları tarafından izlendiğini bile bile.
İnternet aleminden bir süre elimi ayağımı çekmeye ve internetten sadece okuyucu olarak faydalanmaya karar verdim.
Bu benim çok duygusal yapım için daha sağlıklı olacak sanırım. Ayrıca Ekim gibi YA-PA 'dan piyasaya çıkacak kitaplarımın hazırlığına ve oğluşuma yoğunlaşmak istiyorum.
Bundan sonra Çınar için önemli olacak bazı anıları sadece resimlerle (Çınar yürüdü, koştu, uçtu tarzında şeyleri...) yayınlarım BELKİ...
Şimdilik gidiyorum.
Beni özleyin anacııııııımm!
Sermin

Posted by Picasa

24 Mart 2009 Salı

...hem de çok.

Yoruldum.

1 haftadır aldığım projeyi tamamlamak için gece gündüz çalışmaktan,

Bu işin gücün arasında altüst olan uyku düzenimizi oturtmaya çalışmaktan,

İştahsızlığının artmasından, aç dolaşmasından dolayı yaşadığım üzüntüden,

Gündüzleri ve gece uyandığında uyumaya direnmesinden,

Sabahları daha erken kalkmaya başlamasından,

Bir türlü yapamadığım doğumgününden, kaç parça doğumgünü organizasyonu yapacağım sorusunun stresinden,

Sitem edenlerle uğraşmaktan

Çoooook sıkıldım, çok yoruldum.

Bir tek beni keyfilendiren ise şu muzur surat :)

18 Mart 2009 Çarşamba

Artık BİRRR yaşındayımmmm!!!

Meğer annelik dünyanın en güzel duygusuymuş minik sevgilim, yakışıklım, bebişkom, Çınarişkom, yavru ördeğim, mucizem, aşkım...
Sana o kadar çok isim takmışım ki, seni kalbime öyle sığdıramamışım ki, sevgin taşmış tüm benliğimden...
Tek bir isim seni tanımlamama yeter sanırım.HERŞEYİM!
İyi ki doğdun canım oğlumuz.Seni çoooook, herşeyden çooooooooook seviyoruz.

Click to play this Smilebox photobook: CANIMIN CANI
Create your own photobook - Powered by Smilebox
Make a Smilebox photobook

17 Mart 2009 Salı

3,4,5



3 günde 3 doğumgünü + 1 akşam yemeği daveti + eve gelen misafirler

Sonuç: 19.30 olan uyku saatlerinin 21.30'a kayması.

Uyumamak için çığlık çığlığa direniş,

Geceleri aniden uyanıp bağırarak ağlamalar,

Gece uyandığında baba yerine sadece annenin omzunda uykuya dalma,

Gündüz uykularının kayması ve uykuyu istememe,

Uyku ile emmeyi bağdaştırdığı için emmeyi reddetme.

Benim akıllı, sakin, uykusu gelince memede uyuyup, sorun çıkarmayan oğlum gitti uyku saatinde Chucky'e dönüşen bir oğlan geldi.



Bunun dışında güzel bir hafta sonu geçirdi oğlum aslında.

Yiğit'in 1 yaşgününe katıldık. Sevimli Nilsu ve annesi ile tanıştık.

Yoğun kardan sonra bahçeye çıkıp karda oturduk, karı elledik, yuvarlandık. Önce kara dokunmak çok hoşuna gitmedi ama sonra alıştı Çınarişkom.

Geldi geçti, yoğuuuuun haftasonumuz.
Bu haftayı doğumgünü hazırlıkları ve eski düzene geri alıştırmakla geçireceğiz.
Bizi daha yoğun bir hafta bekliyor olacak.

Posted by Picasa

8 Mart 2009 Pazar

Günden




Günün fon müziği için önce müziğe tıkla!!!!





Bahardan kalma bir pazar sabahı güne güneşle başladık.


Güneş Çınar'ı keyiflendirdi, Çınar da bizi.


Güldürdü bizi.Kahvaltı için gittiğimiz cafede kafamızı çevirdiğimiz bir an Çınar'ın arabası yerine yerde oturduğunu gördüğümde şaşkınlıkla "aaa" diye bağırmışım.


Sen kendini arabadan kaydır, otur cafenin yerlerine. Keyfi yerinde masanın altından kesiyordu heryeri.


Muzur olduğuna kanaat getirdim artık.


Oradan çıkıp orman kenarında biraz temiz hava ile yürüyüş yapıp, güneşlendik.


Eve döndüğümüzde hatta yolda uyuyakaldı ki anladık açık hava bayağı çarpmış onu. Bunun sonucu tam 3 saatlik uyku oldu.


Bu yüzden arada bir öğün atlasa da evde uyku sonrası güzel vakit geçirdik.





Yaramazlık yaptık, saklambaç oynadık, oraları buraları kurcaladık, kitap okuduk, yemek yedik, bir daha uyuduk, fotoğraf makinesi için ağladık ve güldük, tealight mumları yemeye çalıştık. Hatta izlemesine asla izin verilmeyen tv karşısında babasının yoğun ısrarları sonucu 10 dk'lık maç keyfi bile yaptı.


Nasıl büyük bir zevkle izledi o maçı hayretler içinde kaldım. Anlar gibi el, kol hareketleri yaparak babasını taklit edip, birşeyler söyledi tv'ye bakarak.


Artık maç için kavga ederken 2'ye karşı 1 kişi olacağım galiba.


O uyuduktan sonra babasıyla, onunla olmakla ne kadar iyi birşey yaptığımız hakkında konuşup, mutlu olduk.










Posted by Picasa

4 Mart 2009 Çarşamba

İnciler dökülüyor yavaş yavaş




2 ay önce çıkan ilk dişimizden sonra 2.si 10 gün önce sancılarla teşrif ettiler.
Dün sabah duyduğum korkunç diş gıcırdatma sesinden sonra üsttekini de zor zahmet görmeyi başarabildim. O da ufacık çıkmış.
Dün gece yine Calpol'den sonra biraz rahat uyuyabildi ve sanırım 4. sü de geliyor. Bir anda hepsi pıtırdamaya başladılar. Eeee geç bile kaldılar.
Çınar bu durumdan dişlerini sanki kıtır kıtır yiyormuş gibi gıcırdatarak keyif alıyor.
Bense en tahammül edemediğim seslerden birisi olduğu için ıyyyyyy diye tepki verince hoşlanmadığımı anlayıp gülerek tekrar, tekrar, tekrar... yapıyor.
Görmezden, duymazdan gelmekse benim için çoook zor.

3 Mart 2009 Salı

Arda=1



Esmer şekerden sarı şekere, esmer şekerden sarı şekere,

Canım arkadaşım Arda. İyi ki doğmuşsun, iyi ki doğmuşuz değil mi? Dünyaya geleli 1 yıl olmasına, seninle 10 aydır tanışmamıza rağmen ne kadar da çok şey paylaştık bu kısa sürede.

Ben sana baktım, sen bana baktın. Senin gibi bağırıp sesler çıkardım,çünkü sen benden büyük olduğun için senden öğrendim bazı şeyleri.

Bazen tesadüf aynı kıyafetlerden giydik, annelerimiz güldü.

Beraber bir sürü yere gezmeye gittik. Aynı oyuncaklarla oynadık.

Birbirimizin yataklarında yattık, bezlerimizi, mendillerimizi, mama sandalyelerimizi paylaştık.

Hatta ortak bir oyun grubumuz bile var ne güzel!

O kadar hızlı büyüdük ki, şimdi doğumgünlerimizde beraberiz.

İnşallah 20., 30. doğumgünlerini de beraber kutlarız.

Nice yaşlara, nice mutlu yıllara.

Beni unutma hiç oluy mu?

Muck.

Çınar.





21 Şubat 2009 Cumartesi

Cicilerim

Dün akşam ilham geldi yine. Oturdum hem Beyaz Show'u izledim hem, boyadım, kestim, diktim.
Elimde bulunan keçeleri Çınar'ın sade kıyafetlerini renklendirmek üzere kestim ama sadece 1 tanesini dikebildim. Pantolonuna minik bir araba, kendi ceketime gül rozeti yaptım.


Çınar'ın odasına sarı renkte aplik lamba bir türlü bulamamıştık. Ben de evde bulunan buzlu cam görüntüsündeki bir apliği cam boyasıyla sarıya boyadım. Lamba, abajur, perde ve nevresim setinin üzerinde bulunan arı şeklindeki aplikelerden ayrıca almıştım olur da bir yerlerde kullanırım diye.
İşte o gün bugünmüş. Orda burda sürünmekten kurtulup, kesildi ve boyanan lambanın üstüne yapıştırıldı.
Duvarına da taktı mı kafamdaki yapılacaklar listesinden birşey daha eksilmiş olacak.

Güle güle kullanasın Çınarişkom.


17 Şubat 2009 Salı

11 Aylık Oldum






Tam bir afacan oldu 11.ayın sonunda. Yaşımıza 1 kala arkadaşı Efe'nin annesinin tabiriyle "Duracell" modundayız. Pil hiç bitmiyor. Aksine sürekli kendini şarj edip, daha da enerji yüklü evi talan ediyor.
1 sn durmuyor yerinde. Kıpırdamaması için tek gereken eve bir yabancının, özellikle bir yetişkinin gelmesi.

Son 3-4 gündür kendini aştığını düşünüyorum. Özgürlüğün ne olduğunu tam anlamıyla keşfetti. İstediği gibi tutunuyor, kalkıyor, sıralıyor. Her yeri açıyor, karıştırıyor.

Belli özgürlük alanları var hiç kısıtlamadığım ama bununla birlikte sadece birkaç kez bakıp, keşfetmesine izin verip sonrasında dokunmasına izin vermediğim nice yerler var. Özellikle salondaki orta sehpanın üstündeki süsler. Milyon kere "hayır" dedim, o da milyon kere elini uzattı. Öğrenene kadar sınır koymaya devam diyorum.

15 gün önceki değerlendirmeme ek olarak beceri dağarcığımıza birkaç tane daha eklendi.

Sıralıyor. İlk başta tek yönlü olarak giderken şimdi iki tarafa birden sıralıyor. Tek elini bırakarak gitmeye çalışıyor şimdi.



Jargon dili geliştirdi. Kendince bir dili var. Belli şeylere, aynı kelimeleri kullanıyor. Özellikle ağzını açmadan bıgıı gibi birşey söylüyor. Ama buradaki önemli nokta ağzını açmadan söylemesi :) Bir de bidi bidi bidi gibi birşeyleri var sürekli söylediği.

Mama ve anneanneanneanne şeklinde anlamlı ifadelerimiz de var. Mamayı emmek için kullanıyor. Yemek yiyeceğini anladığı zaman ağzını şapırdatıyor.

Tam da ohh yemek sistemimiz düzene girdi derken şimdi de kahvaltıyı reddetmeye başladı. Karışım yaptım, başka kahvaltılar (özellikle Naile'nin verdiği tarif bizi 2 hafta kurtardı) denedim bir süre şapır şupur yiyip sonra istemiyor. Varsa yoksa peynir, su ve bebe bisküvisi. Şu aralar yeni tarifler peşindeyim.

Bir yaşa doğru yorgun be yorgunum. Sürekli Çınar'ın peşinde koşturuyorum.

Kahvaltı ardından uyut. O uyurken yemeğini pişir, ortalığı topla, tv de Ebru Şallı'yla pilates yap( Zayıflayacağım koydum kafama).

Uyanınca oyna, yemek yedir, banyo yaptır, emzir uyut. O arada akşam çorbasını hazırla, akşama kendimiz için yemek hazırla. Uyanınca meyve, yoğurt yedir. Oyna, oyna, kitap oku.

Akşam yemeğini yedir. Bu arada gelen babaya Çınar'ı devret. Onlar oynarken sofrayı hazırla.

Yemeğini ye ve hemen Çınar'ı uyut.

Ohhh! değilll.

Sofrayı topla, evi topla. Çınar yerlerde dolandığı için hergün yerleri sil.

Ohhhhh. Şimdi ohhh.

Bu arada yazdığım kitabın bilgisayara geçilmesi gereken müsvettelerini hazırlayıp Ya-Pa' ya yollamam lazım ama buna bir türlü vakit ayıramıyorum.

Bazen "işe başlasam mı?" diye düşünmeden edemeyip, ardından Çınar'dan ayrılamayacağımı hissedip vazgeçiyorum. Nereye kadar gidecek bakalım.

Özet: Yaşımıza doğru son gaz gidiyoruz.



Minik prenses Mira iyi ki doğmuşsun canımcım. İyi ki doğmuşsun da annenle tanışmışız.


Mira'nın doğumgününde "Dağılıııın leeeeyn, ben oynayacağım" pozu.

"Gap'ı gaptırmam" pozu.

14 Şubat 2009 Cumartesi

Aşkların en güzeli




Madem ki hayatta karşılık beklenmeyen tek sevgi annenin evladına olan sevgi ise,
Madem babanı sevdiğim için sen olduysan,
Madem sen benim yanımda hep mutluysan,
Madem bir bakışın tüm sıkıntılarımı unutturuyorsa,
Madem seni canımdan öteden de daha çok seviyorsam,
O zaman bugün bizim de günümüz minnoşum.
Sevgililer günümüz kutlu, mutluuuuu olsun.



10 Şubat 2009 Salı

Bir kedi gördüm sanki!


Evet evet bir kedi gördüm!!

3 Şubat 2009 Salı

10,5 ay doktor kontrolümiz/ Yatır-Kaldırcı Tracy Applam



Doktorumuz gelmeyin dese de dayanamadık gittik kontrole. Birsürü soru listelemişiz, onları sormak lazımdı. En çok da sürekli burnunu ve gözünü kaşıyor, acaba allerji mi diye merak ettik. Çok allerjik bünyeli bir babadan olunca insan endişeleniyor. Allerji belirtileri bu aylarda belli olmazmış böyle göz kaşımalı falan.

Son kontrolümüzün üzerinden tam 1 ay geçmiş ve bu süre içerisinde 700 gr alarak 9,540 gr olmuş. Boyumuzda yarım santim çekmiş :) Nasıl oldu bilemedik ama geçen ay yanlış ölçmüş herhalde hemşire ablamız. İyi kilo alarak geçen ayki açığımızı kaptamışız biraz.

Uykularımıza bir haller oldu bu ara. Aslında gece uykularımızda bir sorun yok . Sadece uykuya dalamıyoruz bir türlü.

Emerken uyuyor Çınarişkom ama bu ara çoğunlukla yatağa yatırınca hooop dönüveriyor. Bir sağa atıyor kendini, bir sola atıyor. Popoyu kaldırıyor, indiriyor. Sonra birden yatakta oturuveriyor. Tekrar kucağa al, pışpışla derken uyuyor; yatırınca aynı şey sil baştan. Bazen bu 1 saati buluyor.

Ben çileden çıkınca babası devreye giriyor. Bu sebepten bu aralar geceleri daha geç ve dolayısıyla daha az uyumaya başladı. Uykusuzluk üstüste geldikçe uzun gündüz uykuları bugün birden yokoldu. Gerçi bugün gezmeye gittik geldik, yorgunluktan uyuyamadı. Bir de üstüne 2 kez kustu. Tüm düzeni alt üst oldu.

Akşam yine emzirdim, yatırdım ve hemen fırıl fırıl fırıldamaya başlayınca ver elini yatır/kaldır dedim. Tracy Aplamın bir bildiği vardır diyip kolları sıvadım.

9-12 ay arası bebekler için yatır/kaldırda çok gerekmedikçe kucağa almıyorsun. Tamamen ayağa kalkıp ya da oturunca tekrar yatırıyorsun. Ağlarsa sakinleşmesi için kucağa alabilirsin ama çok kısa süre. Ağlamaya devam etse de etmese de güzel sözler söyleyerek yatağa koyuyorsun.



Başlangıç 19.45

Yatağa yatırır yatırmaz hooop hemen oturuverdi. Sırtından destekleyip yatırdım, tekrar kalktı. Kalkar kalkmaz hemen yatırdım, o yine kalktı. Bu yaklaşık 30 kez böyle tekrarladıktan sonra Çınar bu işi oyun sandı.

Şimdi Tracy Aplacım Kitap, Melek, Nazlı, Huysuz, Hareketli olarak bebekleri 5 gruba ayırmış. Ama ben buna bir de Muzur Bebekleri ekliyorum. Çınarcım da bu grupta.

Çınar uykusu gelip de uyumayınca ağlamaz. Güler, kıkırdar. Ya da yatağın içine oturup da kendi kendine konuşur. Kimse onu almazsa yarım saat takılır kendi kendine.

Bu yüzden ben onu yatırmak için eğilmeye kalkınca kıkırdayarak kendini yatağa atıveriyor, sonra kalkıyor. Kendi kendine yatır kaldır yapıyor yavrum benim. Ya da yatağın içinde bir o yana bir bu yana emekliyor.

Bir 30-40 kez daha ya tamamen ayağa kalktı ya oturdu, sonra yattı. Yatmazsa ben yatırdım. 100'den sonra sersemlemeye başladı. Oturunca sarhoş gibi yatağın içinde sallanmaya başladı. İyice yorulmuştu.

50 dk sonra ağlamaya başladı. Bu arada eğilmekten benim belim iyice tutuldu.

Ağlayınca yatır/kaldırı kucağa alıp hemen yatırma şeklinde yaptım. Öbür türlü sakinleşmedi çünkü.

Öyle kızgın bir şekilde ağladı ki içim parçalandı. O kadar üzüldüm ki neredeyse bırakacaktım. Yarım saat ağladı. Bu duruma dayanamayan babasının da 3 kere odaya dalıp kucağımdan Çınar'ı almaya çalışmasıyla Çınar'ın ağlaması iyice arttı.

En son dışarıdan "Ağlama oğluuuummm ben burdayım merak etme" diye bir bağırış duyunca benden fırçayı yiyen babası bana 5 dk süre verdi. Yoksa alıp, o uyutacakmış adam gibi!!!

Neyse ki Çınar 5 dk sonra daha fazla dayanamayıp ters yöne doğru kendini attı veeeee yorganın üzerinde uyuyakaldı.

İkidebir içeri girip yanlış birşeyler yapıyormuşum hissi veren baba ve yüreğimin daha fazla dayanamayacağını düşündüğüm ağlaması karşısında neredeyse pes edecektim ki 1 saat 10 dk'da uyudu.

Çok yoruldu bitanem. Önce oyun sandı ama sonra benim ciddiyetimi anlayıp da ısrarıma karşılık veremeyince daha fazla ağlayarak tepki gösterdi. Mümkün olduğu kadar tatlı tatlı konuşup, bunun kötü birşey olmadığını söyledim ama o bağırışta ne o anladı, ne ben söylediğime inandım.

Bitiş 20.55
Sonuç: Çınar yorgunluktan mı yoksa pes ettiği için mi bilinmez, uyudu. Ben belim iki büklüm, saçları dağıtmış, yorgun mu yorgunkafamda "ya beceremezsem o kadar ağlattığıma mı yoksa babasından yiyeceğim fırçalara mı yanayım" yazılı konuşma balonuyla geziniyorum.

Şimdi kafama takılan sorular şunlar. Çınar uyumak için emmiyor aslında. Emerken uyuyakalıyor. Emme saatlerini ile uyku saatleri örtüşük. Gün içinde onu uyutacağım zaman nasıl yapacağım bilmiyorum. Emmeyi erkene alamıyorum çünkü yemekten hemen sonra emip, uyuyor.
Bakalım.Yarın gösterecek neler olacağını.Yine de başlamak bitirmenin yarısıdır.

Bir de şu teselli var ki kafamda beni rahatlatır. Ferber yöntemi bile Doğal Ebeveynliği savunan doktorlarca tavsiye edildiğine göre bu kadar ağlamanın bir zararı olmaz.

27 Ocak 2009 Salı

10 ay 9 gün



9 gün önce 10. ayımızı tamamladık.


Minik bir gelişim değerlendirmesi yaptım:


Özbakım Becerileri:

  • Parmaklarını kullanarak yemek yemeye çalışır ama küçük nesneleri tutup ağzına götürmekte çok da başarılı değil.

  • İki eliyle bardağını tutar ancak içerken çok başarılı değil.

  • Yardımla kaşığı ağzına götürür.

  • Giydirilirken kollarını kaldırır.

  • Alıştırma bardağını tutup suyunu içer.

Motor Gelişim:

  • Küçük nesneleri kaba koyar.

  • Kalın karton kitabın sayfalarını okurken "çevir" dediğimde çevirir.

  • Kıskaç hareketi ile nesneleri daha başarılı tutar.

  • Diz üstü pozisyonunda durabilir, ayağa kalkmaya çalışır ama başarılı olamaz.

  • Emekler.

  • Koltuğa tutunup kendi kendine 1-2 adımla sıralar. Bir eli koltukta, bir eli birisi tarafından tutulduğunda daha çok adımlar. Ama yeni yeni yapmaya başladığımız için genelde düşer.

  • Top atar.

Sosyal-Duygusal Gelişim:

  • Yüzüne örtüyü koyup, çekerek cee oyunu oynar.

  • Güldüren, dikkat çeken hareketleri tekrar eder.

  • İsmi söylendiğinde bakar, uzanır.

  • Kendi kendine 20 dk kadar oynar. (Aynı odada birisi bulunduğu takdirde oynar. Eğer yalnızsa çok daha kısa süre oynar.)

  • Basit hareketlerde başkalarını taklit eder. (el çırpma, bay bay, dans etme...)


Bilişsel Gelişim:

  • Bir kabın altına saklanan nesneyi bulur.

  • Nesneleri kapdan dışarı çıkarır, içine koyar.

  • Sallabaşın halkarını takmaya çalışır.

  • İlişkili nesnleri ilişkilendirir. (tencerenin kapağını kapatmaya çalışır)

Konuşma-Dil Gelişimi:

  • Farklı tonlardaki sesleri taklit eder.

  • Kuş: ku, gel: de , düt: düü şeklinde isimlendirir.

  • Hav hav: ho ho şeklinde ses taklidi yapar. Hapşu, öhö gibi insan seslerini benzer şekilde taklit eder.

  • Ses oyunlarına katılır. aaaaa, ooooo, aha aha gibi düz ve inişli çıkışlı ses oyunlarına katılır, taklit eder.

  • Tanıdığı nesnenin ismi söylendiğinde dönüp, bakar.

-Kuş nerde? diye sorunca evdeki balon kuşuna bakar, pencerenin önündeysek gökyüzüne bakar.

- Araba-düt düt nerede diye sorunca dışarı bakar.

-Kar nerede diye sorunca dışarı bakar.

-Baba nerede diye sorunca evin kapısına bakar. ( baba evde yokken)

-Ayağın nerede diye sorunca ayağını tutar (ama bunu keyfi yerindeyse yapar).

-Alo diyince telefona bakar. Aslında tanıdığı pek çok nesne daha var ama not etmediğim için hatırlayamaıdm şimdi.

Bir de bunları yabancı birilerinin yanında yapmaya çekiniyor. Anneannesi, dedesinden bile utanıyor minnoş.

  • Basit yönergelere uyar. Al, ver, gel, at

  • Hayır dendiğinde işi durdurur. (% 50)

  • Müziğe tepki olarak ses çıkarır. Müzik duyunca hemen hıııııııı, oooooo diye şarkıya eşlik eder.

  • Elektirik süpürgesi, çamaşır makinesi, rondo gibi sesli nesnelerin seslerini duyunca hıııııııı, aaaaa, ooo diye bağırarak taklit eder.

Aslında kendi kendime Çınar'a gelişim testi uygulamayacağıma söz vermiştim. Şöööyle kabaca yaptım zaten. Psikopat gibi neyi yapıyor neyi yapamıyor diye gelişim değerlendirmesi yapmak istemiyorum. Bakıyorum gayet normal ve sağlıklı mı görünüyor, o zaman herşey yolunda.

Geç olsun da güç olmasın felsefesi en sağlıklısı sanırım.

10 ayı geçtin hatta 11.aya yaklaştın minik sevgilim. Ömrümün en güzel 10 ayıydı.

Seni çoooooooooook seviyorum.

19 Ocak 2009 Pazartesi

Mr. Proper




Vileda, elektrik süpürgesi, alışveriş merkezlerindeki paspasçılar Çınarişkomun özel ilgi alanlarına girer. Bu sebeptendir ki temizlikçi gelince ona ayrı gülücükler saçar. Bilir ki abla elektrik süpürgesini açacak ve heyecanla onu izleyecek. Elektirik süpürgesinin yanındaysa kolunu üstüne atacak ve onunla beraber ooooooo diye sesini taklit edecek.

Çınar vileda, süpürge vb. malzemeler görünce eli ayağı birbirine dolanır.
Hele ki alışveriş merkezlerindeki paspasçılar. Bir anda heyecanlanıp, kendini arabasından dışarı atmaya çalışıyorsa anlarız ki birileri yerleri siliyor.

Geçenlerde palyaçoları izlemeye gittiğimiz bir alışveriş merkezinde palyaçolar çıkınca çok heyecanlandı. Birden kucağımdan atlamaya çalıştı,ayaklarını ne yapacağını şaşırdı. Baktık ki bu heyecan palyaçoya değil, oradan geçen temizlikçinin viledasınaymış.

Genelde üniversite ya da meclis bahçesine gömülen göbek bağları burda etkili bir faktör sanırsam ;) Bizim ki Mamak Çöplüğünde de!!!!

Temizlikçi ablamız sağolsun, çöp zannedip oğlumun göbek bağını atınca, Odtü yerine Mamak çöplüğünü boyladı bizimki.

Ağaç yaşken eğilir. Eline süpürgeyi alıp beni taklit etmeye başladı bile.
Düşünüyorum da çöplüğe gömülü göbek bağı, temizlikçilere ve temizlik malzemelerine olan bu merak nereye varacak.
Ya çöpçü ya da temizlikçi anası olacağım...

13 Ocak 2009 Salı

Yaşaşıın Özgüyüm Aytıkk!!

1 haftadır sabahları yatağın içinde otururken buluyoruz Çınar'ı. Uyanıp oturuyor, kendi kendine konuşuyor. Uzun bir süre devam eden konuşmasına karşılık kimse gelip onu almayınca bağırmaya başlıyor, beni alıııııın der gibi. Bi zahmet kalkıp bakıyoruz, yatağın içinde şapşirik şapşirik oturmuş bakıyor.

Sonrasında bıraktığımız yerde hemen yüzüstü dönüp, ayaklarının üstünde popo havada köprü yapıp, oturma pozisyonuna geçiyor. Altını değiştirirken de dahil. Zaten savaş haline dönüşen bez değiştirme zamanlarımız şimdi daha da zorlaştı. Eline vazgeçemeyeceği birşey vermediğim taktirde kaçmaya çalışıyor.

Bu, yatarken oturma pozisyonuna geçme durumunu kendince geliştirip, bugün emeklemeye dönüştürdü Çınarişkom. Şimdi durdurabilene aşkolsun. İlk önce kendine güvenemiyor. Bayağı bir düşünüyor. Popoyu kaldırıyor, ellerinin üstünde köprü yapıp, vazgeçiyor. Sonra birden gözünü karartıp, robot gibi kendince emekliyor. Birkaç güne bayağı bir hız kazanacak gibi.

9 Ocak 2009 Cuma

Pano


Oğluma etamini işleyerek ve renkli keçe kumaşlar yapıştırarak minik bir hediye hazırladım. Aslında bu keçeleri sade olan kıyafetlerine güzel şekiller, figürler kesip dikmek niyetiyle almıştım ama burada da işe yaradı. Ben beğendim.


Posted by Picasa

7 Ocak 2009 Çarşamba

Çınar Efe'ye efelenince...

Çınarişkom ve ondan 8 gün büyük Efe'nin güzel güzel oynarken bir anda farkettikleri fotoğraf makinesi üzerindeki kavgaları görülmeye değerdi. Daha doğrusu Çınar'ın hırsına rağmen Efe'nin gaaaayet rahat, sessiz sessiz makineyi alıp sanki karşısında çıldıran Çınar yokmuş gibi davranması olayı iyice alevlendirdi.

Bu Efe ile Çınar'ın ilk kavgası hahayttt.. Elbet bir gün paylaşmayı öğreneceksiniz di miii???

5 Ocak 2009 Pazartesi

Sonunda




Meğer çocuğumun sancıları 1 hafta öncesinden başlarmış. Meğer o ateşin bir sebebi varmış. Meğer o uykusuz gecelerde şımarıklık yapmıyormuş Çınarişkom.

15 gündür iştahsızlığının üstüne bir de tartımız eksiyi gösterince, bunun üstüne o gece tam 11 kez uyanınca doğru doktora gittik. Biraz zayıflamış oğluşum. Geçen ay 500 gr almışken üstüne aldığı 200 gr da buhar olup gitmiş. Ya da ben mi yanlış ölçtüm acaba? Yani 1,5 ayda sadece 520 gr almış ama boyuna çok uzamış bu sefer.

Artık sabahı nasıl ettiğimizi bir ben, bir Çınar, bir de Allah biliyorken ferberi uygulamaya karar verdim. Tam da bunu düşünürken doktorumuz içimiz rahatlattı. Dişimiz patlamış nihayet.

3 gün önce patlayan dişimiz yavaş yavaş elimize gelirken, uykularımız da bıçakla kesilmiş gibi düzene girdi. Çoook şükür...