Dişler çıkarken etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dişler çıkarken etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ekim 2012 Pazartesi

Bir Ses, 3 soluk

6 ay önce yeni yaşımız bize sağlık getirsin dileklerinizi alıp ortadan kayboldum. Bir sürü mail aldım, iyi misin, yaşıyor musun diye soranlar. Burdayım, yaşıyorum, iyiyim. Çoook şükür.
Çınar doğumgününden hemen sonra hastaneye yatmayı gerektiren, adını bile anmak istemediğim şüphelerle hastaneye yattı. Tedavisini oldu, çıktı. O günleri tekrar hatırlamak istemediğim için hiç detaya girmeyeceğim. Ömrümün en kötü günleriydi desem...

Ondan sonra da yazasım gelmedi hiç. Soğumuştum bayağı. Zaten bırak yazmayı, bilgisayarın başına oturacak vakit bile bulamadım. Hala da devam ediyor. 2 çocuklu hayat gayet koşturmacalı devam ediyor. Hem çoooook güzel hem çoooook zor. 

Çınar cephesinde durumumuz daha iyi. Artık 1 yaşını dolduran Irmoş'la oynamayı çok sevdiği için kıskançlıklarını biraz dizginledi.  Kreşten eve gelir gelmez hemen kardeşini soran bir abi, abisinin sesini hatta adını duyduğu anda çıldıran bıcırık ile tatlı 2 kardeş oldular.
1 yaş tahlili için kan alınırken alnından şapır şapır terler akıtan hatta bir süre sonra üzüntüsünden ağlamaya başlayan bir abi oldu benim minik ördek. Kardeşi aşı olacağı gün benden daha çok stres olan hatta "Anne nolur kardeşimi aşıya götürme, canı acıyacak" diye ağlayarak beni şaşırtan performansıyla hem hala çocuk hem abi işte bizimkisi.

2 çocukta en önemli denge ise büyük olanın hala çocuk olduğunu unutmamak. Başarıyor muyum bilmiyorum, gayretlerim büyük ama.

Otelin çocuk klübünde hazırladıkları gösteriden
 
 
Irmoşa gelince. Geçen hafta yaşını kutladık. 1 yaşına kadar ona hep Sakine dedik. Ne zaman tatile gittik geldik, Irmak'la gidip başka bir çocukla döndük sanki. Diş midir ne zıkkımdır o kadar zor çıkarıyor ki haftalarca süründürüyor. Artık ona Sakine demekten vazgeçtik. Geçici bir dönem biliyorum ama bana günler çok zor geçiyor.

Irmoş'a başlarsam uzun sürer. Ama şunu anladım ki insan çocuk büyütmenin zorluklarını unutuyor da ondan 2.çocuğa karar veriyor.

Neyse Irmoş ve abisinin hem ne kadar benzer hem de ne kadar farklı 2 çocuk olduğunu büyüdükçe daha da iyi anlıyorum. Ama diyorum ki iyi ki, iyi ki olmuşlar. İyi ki onlar benimler. ( Çok mu bencilce oldu??) Seviyorum sizi bebelerim benim!!!



9 Haziran 2010 Çarşamba

Güne Merhaba


Ben evimi, Çınar babasını, bakıcı ablasını ve oyuncaklarını özlemiş. Didim'deyken hiiiç babasını sormayan yazlıkçı ördeğimin babasını özlemediğini düşünmüştüm.
Havaalanında onu gördüğünde, bacaklarının önünde kafasını eğip durdu ve babasının tepki vermesini bekledi. Babası da tepkisiz gülümseyerek durdu. Sonra üzgün üzgün kafası eğik, elleriyle oynamaya başladı. Babadan gelen "hadi sarıl oğlum" tepkisiyle ona bir yapıştı pir yapıştı. O andan beri yapışık geziyorlar.

Beni istemiyor, sürekli bana "anne giiiiiiiiit" diyor ve babasıyla oynuyor. Ben de bu durumdan pek şikayetçi değilim açıkcası.

Döndüğümüzden bu yana biraz agresif takılıyor. Agresifliği tatil dönüşü olduğu için desem evde olmaktan da müthiş keyif alıyor. Anlayamadım. Oyuncaklarını o kadar özlemiş ki birini alıyor, öbürünü bırakıyor. Yarım saatte 6 oyuncak birden değiştiriyor.
Acaba diyorum hala çıkamayan dişlerden mi? Azı dişi 3 aydır mor bir şekilde çıkmayı bekliyor.



Bir diş hekimi komşumuza dişlerle iglili kendi doktorumuza sormayı unuttuğum şeyleri sordum. Mesela hala neden 12 dişi olduğunu sordum.

Halk arasında söylenen şeyin doğru olduğunu ne kadar geç çıkarsa o kadar geç kaybedeceğini söyledi. 3 yaşına kadar yolu varmış. Endişelenecek birşey yokmuş.

Fırçalama ve diş macunuyla ilgili öğrendiklerimse şöyleydi. İlla 3 kere fırçalamaya gerek yokmuş. Yatarken ve sabah kalkar kalkmaz fırçalamanın önemli olduğunu, ama bisküvi ve çikolata gibi şeyler yedikten hemen sonra fırçalanması gerektiğini söyledi. Biraz daha büyüdükten sonra günde 3 kez fırçalamalıymışız.
Diş macunu yutmak çok da sorun değilmiş. Zaten onlar için üretilen macunlar yutulabilir özellikteymiş.


Geçen oyun oynarken yemeğe çağırdım. Arka arkaya pek çok defa söylemişim olacağım ki Çınar'dan gelen şu sözlerle birden çarpıldım.
-Yaaa anne bi şuş yaaa, bi şuş yaaa!!!! Oyun oynuyoyum!!!!
Anladım ki artık o bir bebek değil. O bayağı bayağı bir çocuk. Bana itiraz eden, kendi fikirleri, mantığı, planları olan...
Halbuki Ayça ile anaokulu araştırmalarımız sırasında Demir ve Çınar önlerinden geçen çocuklara şaşkın şakın, ağızları açık bakarken ne kadar da küçük görünmüş, anaokuluna gönderme konusunda kafamda "acaba" baloncuğunun belirmesine neden olmuştu.
Bu baloncuk aldığım bu cevapla bir daha gelmemek üzere söndü.

1 Aralık 2009 Salı

İki tuzlu birden



İlk dişimiz 10 aylıkken çıktı. Sonrası 2 ay sonraydı sanırım. Ondan sonra uzuun bir süre 2 dişle idare ettik. Sonra bir çift dişimiz daha oldu.
Öyle öyle bir dişle, bir damakla eze eze yemeyi öğrendi fındıkkurdum.
Bir ara baktım 6 dişi olmuş aman ne sevindik ne sevindik. Tüm yaşıtlarımız on küsürlü dişleriyle hatır hutur ısırırken biz dedeler gibi damaklarla ezmeye devam ettik.
Nice sonra, geçen 2 hafta içerisinde 4 diş birden çıkardı Çınar. Biraz ateş ve ishal yaptı geçti.














Çok şükür 10'lu rakamlara ulaştık. Şimdilerde bizi müthiş iştahsız bırakan, salya salya salya akıtan, tam bir azdırık yapan yeni dişlerimiz geliyor. Sanırsam, umarım, tahminen....
Aman ne huysuzluk, ne huysuzluk...

Dün akşam gayet resmi bir bayram ziyareti ki bizim için çok önemli. Çınar'ın hiç olmadığı kadar akıllı oturması lazım. Aman, aman, amanın.

Ben Çınar'ı 20 ay boyunca hiç böyle görmemiştim. Yani o filmdeki Chuky çıktı geldi, Çınar'ın içine girdi. Ne oturduğumu bildim, ne orada olduğumu anladım.

Allahım rezil oldum diye diye Çınar höykürüyor ben kafamı koltuğun altına sokmak ya da koşar adımlarla bulunduğum ortamdan kaçmak istiyorum.
Herşeye ağlıyor, pardon böğürüyor.

Daha ayakkabılarımızı çıkarmadan başladı. "Apartmanın içindeki bisikleti eve sokacağım" haykırışlarıyla içeri girmemiz 10 dk'yı buldu.

Adamlar evlerine yeni taşınmışlar ve yeni mobilyalarla.
Siyah gıcır gıcır bir orta sehpanın üstünde arabayı sürücem de sürücem diye tutturdu. Evdeki çocuğun oyuncaklarını kapıya çarpıyor, hayır dediğimde kendini yerlere atıyor.

























Çınar normalde ağlarken, "sessiz ol" dediğimde hemen susar ya da çok ağlıyorsa görmezden geldiğimde kısa sürede susar.

Yapmam gereken şeyleri uygulayamadım çünkü bunun için bir süre ağlatmam lazımdı ama ağlaması gereken en son yerde, bizim bu hassaslığımızı anladı ki oradan çıkar çıkmaz bütün huysuzlukları bıçakla kesilmiş gibi bitti.

En son çıkarken "Efenim normalde böyle değildir, diş çıkarıyor da ondan böyle huysuz, ay kusura bakmayın" gibi açıklamalarla kendimizi aklamaya çalıştık. Bize pek inandıklarını zannetmiyorum.

Ama bir daha böyle birşey yaşamak istemiyorum.
Çınar hatasının farkındaydı ki gelene kadar suçlu suçlu, sessizden nazlı nazlı sürekli anneee, babaaa dedi, gülümsedi durdu haydutum benim.

Diyeceğim odur ki; diş fena çarptı ama bir o kadar da terrible two ile birleşti anzısın. Terrible two gelmeden 18 aydan evvel dişleri tamamlamak lazımmış.
Yoksa fenasi. Çarpar adamı çarpar.
Hem çocuğu hem ana babayı.

4 Mart 2009 Çarşamba

İnciler dökülüyor yavaş yavaş




2 ay önce çıkan ilk dişimizden sonra 2.si 10 gün önce sancılarla teşrif ettiler.
Dün sabah duyduğum korkunç diş gıcırdatma sesinden sonra üsttekini de zor zahmet görmeyi başarabildim. O da ufacık çıkmış.
Dün gece yine Calpol'den sonra biraz rahat uyuyabildi ve sanırım 4. sü de geliyor. Bir anda hepsi pıtırdamaya başladılar. Eeee geç bile kaldılar.
Çınar bu durumdan dişlerini sanki kıtır kıtır yiyormuş gibi gıcırdatarak keyif alıyor.
Bense en tahammül edemediğim seslerden birisi olduğu için ıyyyyyy diye tepki verince hoşlanmadığımı anlayıp gülerek tekrar, tekrar, tekrar... yapıyor.
Görmezden, duymazdan gelmekse benim için çoook zor.

5 Ocak 2009 Pazartesi

Sonunda




Meğer çocuğumun sancıları 1 hafta öncesinden başlarmış. Meğer o ateşin bir sebebi varmış. Meğer o uykusuz gecelerde şımarıklık yapmıyormuş Çınarişkom.

15 gündür iştahsızlığının üstüne bir de tartımız eksiyi gösterince, bunun üstüne o gece tam 11 kez uyanınca doğru doktora gittik. Biraz zayıflamış oğluşum. Geçen ay 500 gr almışken üstüne aldığı 200 gr da buhar olup gitmiş. Ya da ben mi yanlış ölçtüm acaba? Yani 1,5 ayda sadece 520 gr almış ama boyuna çok uzamış bu sefer.

Artık sabahı nasıl ettiğimizi bir ben, bir Çınar, bir de Allah biliyorken ferberi uygulamaya karar verdim. Tam da bunu düşünürken doktorumuz içimiz rahatlattı. Dişimiz patlamış nihayet.

3 gün önce patlayan dişimiz yavaş yavaş elimize gelirken, uykularımız da bıçakla kesilmiş gibi düzene girdi. Çoook şükür...

30 Ekim 2008 Perşembe

Yeni hecelerimiz ve uykusuz geceler



1 haftadır hece dağarcığımıza yenileri eklendi. de-de, adda, da-da,ba-da.

Önce ağzını birşey söylüyormuş gibi açıp kapatıyor sonra takılmış plak gibi aynı heceleri tekrar ediyor. Artık arkası hızla gelir sanırım. Sırada ma, me'li ve o sesini içeren heceler var. Anlamlı kullanmaya başlamasına daha çok var ama en azından isteklerini ve istemediklerini ses çıkararak ifade edebilmesi çok güzel.

Oda dışında ona ismiyle seslendiğimde "hıh" diye cevap veriyor.

Kızdığı veya istemediği birşey olduğunda (genelde top oynarken topu vermek istemediğinde ) ellerini yumruk yapıp, öne doğru uzatıyor ve hııııııııııııııı diye kızıyor bana. Büyüsem neler yapacağım der gibi. Büyük çocuk olsa vuracak sanırsın. Öyle kızıyor ciddi ciddi.
"Su" diyince su içeceğini bilip gülüyor ve suyu arıyor. Zaten severek ağzını açtığı iki şeyden biri. Sebzeler ve su :))

Bir de çıkmak bilmeyen ve bizi uykusuz bırakan dişlerimiz var. Sol alt dişi nokta gibi patlamış ama 10 gündür çıkmak bilmedi bir türlü. Zor çıkarıyoruz dişleri galiba. Geceleri çok huzursuz. Uyu-uyan, uyu-uyan... Bir de üstüne saatler geri alınınca sabahları 7.30 yerine 6.30 da ayaktayız. Hiç şaşmaz mı bu saatler? Tık yok. 6.30 oldu mu anında gözü açıyor. Müthiş bir vücut saati var bu bebişlerin. Gece uyumadın doğru düzgün , uyu işte şöyle 9'a kadar. Bir aralar öğlen 12'ye kadar uyurdu. Meğer ne güzelmiş o günler :)




21 Ağustos 2008 Perşembe

Dişlerim kaşınıyor

2 gündür babamız iş için Van'daydı. Biz de Çınar'la evde yalnızdık. Akşam ana-oğul Armada'ya gidip gezdik.
Mothercare'den ona buzdolabına koyulan diş kaşıyıcılarından ve aynısının emziğinden aldım. Emzik şeklinde diş kaşıyıcı.Alacağından çok umutlu değildim, çünkü normal emzik de emmiyor. Tahmin ettiğim gibi emzik şeklindekini almadı. Bir iki ısırıp bıraktı ama diğerlerini ağzından bırakmadı.
Dakikalarca mest olmuş şekilde ağzından çıkarmadan öylece yattı. Hatta hiç kımıldamadı bile :)
Ta ki kaşıyıcı ısınana kadar. Isınınca da arkaya doğru fırlatıp attı. (Yeni keşfimiz, oyuncakları bir iki kez sallayıp, arkaya doğru fırlatmak)
Neden daha önce keşfetmemişim ben bunları. Hem çocukcağız rahatladı hem de ben.
Posted by Picasa