1 Aralık 2011 Perşembe
25 yıl önce doğursaydım eğer???
Kapımız çalsın istiyorum. Çınar'ın mahalleden arkadaşları olsa kapıdakiler. "Hadi gel oynayalım" deseler ya da kapının önünden bağırsalar:
"Çııııınaaaaaar, Çıııınaaarr!"
Keşke...
Keşke aşağı sokaktan arkadaşlarıyla kavga etse. Bana gelip onları şikayet etse.
Keşke sokakta evlerin demirlerine ya da lambaların direklerine ip gerip voleybol oynasalar.Yakan top, saklambaç, istop, birdirbir oynasalar arkadaşlarıyla. Sonra topları arabanın altına kaçsa ve yere yatıp ayaklarıyla o topu çekmeye çalışsalar.
Sokakta koşarken düşse, ağlaya ağlaya eve gelse, dizine yara bandı yapıştırsak, sonra koşa koşa oynununa, "mahallesine" geri dönse. Bayramlarda tel çevirseler, çıtır pıtırla, kız kovalayanla oynasalar.
Mahallemizin bakkal amcası olsa bir de. Tek başına gidip gazoz almak onlara heyecan verse, buzzz gibi içseler gazozlarını. Kapakları kalkan saydam kutularda satılan gofretleri bakkal amca kese kağıtlarına maşayla koysa. Nadir yenen o gofretin tadı başka birşeyde olmasa.
Komşunun kayısı ağacındaki çağlalara dalsalar. Sonra komşu teyze bağıra bağıra onları kovalasa. Ardından hem suçlu hem keyifli, tuzlaya tuzlaya o çağlaları yeseler.Gece yarılarına kadar o sokaktan eve girmese. Elli kere söylesem "Çınaaar hadi eve gir artık oğlum" desem.
Sabahçı olsa okulda. Etütmüş, dansmış, müzik kursuymuş olmasa. Eve gidince bakacak kimse yok diye okuldan sonraki zamanını dolduracak aktivitelerle akşama kadar okulda kalmasa. Eve gelir gelmez formasını çıkarıp hemen sokağa koşsa. Koşsa, oynasa, yorulsa yorulsa, yorulsa...
Benim çocukluğumu o da yaşasa keşke. Okuldan sonra ne yapacak kaygısı çekmesem. Okuldan sonra boş zamanlarını koşarak, yorularak, terleyerek, giysileri kirlenerek değerlendirse. Hayatı hep ders, hep ders olmasa.
Çocukluğunun gerektirdiklerini DOYA DOYA yaşasa!
Gönderen
Sermin
zaman:
15:09
18
yorum
Etiketler: Arkadaşlar, Oyun-Oyuncak
21 Ekim 2010 Perşembe
Her anı oyuna döndürebilme yetisi= Yaratıcılık
Bu aralar bakıyorum da herkesin üzerinde bir rehavet. Boşlanmış bloglar pek çok. Benimki de
bunlardan birisi. Bu ihmalin pek çok nedeni var ama en başta iş geliyor.
Eve ağzım açık geliyorum. Sonra evde müthiş bir güç savaşı başlıyor. Yer misin yemez misin, uyur musun uyumaz mısın......
Kim galip, kim malup bilemiyorum ama saat 12'ye doğru ben kendimi pek bi malup hissediyorum. Ne kadar galip görünsem de.
Halbuki o kadar çok şey planlayarak geliyorum ki eve.
Öncelikle ayaklarımı havaya dikip uzanmak, kitap okumak, internette boş boş dolanmak, blogu güncellemek, bir türlü bitiremediğim Lost DVD'lerini izlemek hatta ve hatta hiç sevmediğim televizyonu izlemek. Bir de çalışmak tabii, zorunluluktan...
Ama hiçbirini yapamıyorum yorgunluktan.Uyuyakalıp, yattığım koltuktan kazınarak yatağa gidiyorum (ne tatlı uykudur o ama ).
Çınar 1haftadır hastaydı yemek yemeyen çocuk iyice yemekten aştan kesildi. Benim sinirlerim iyice hopladı. Neyse ki gündüz evde yokum da gözüm görmüyor.
![]() |
İşte o zaman oyun grubumuz geldi aklıma. Küçüklüklerinden bu yana nice şey paylaştılar. Kavga ettiler, güldüler, hala da kavga ediyorlar ama paylaşmayı, yardımlaşmayı öğreniyorlar.
1 ay kadar önce hafta sonu şehir dışındaki evimizde" 4 silahşörler mangal partisi " yaptık. Bahçedeki bir avuç kum, aslında hepsine yetecek kadar kum ilk defa akşama kadar kavga etmeden, gıkları bile çıkmadan oynamalarına yetti.
Sorunsuz bir gün geçirmenin temelinde yatanlarsa çok basit.Bir parça kum, biraz temiz hava, biraz su, hortum ve bir bidon :))) Çünkü kum hepsine yetiyordu.
Gönderen
Sermin
zaman:
14:43
24
yorum
Etiketler: Arkadaşlar, Gezmede, Günce
8 Ekim 2010 Cuma
Çocukla işe gitmek mi, çocuğun okulunda çalışmak mı?

Burcum inanmıyorsun ama inan o an hepimiz çok üzgündük. Gözlüklerden görünmüyor farkındayım.....
Bu hafta sensiz 2.blog yazısı ve sana ithafen notlar.....
Seni çok seviyoruz..... Valla billa....
Gönderen
Sermin
zaman:
15:40
16
yorum
Etiketler: Anaokulu, Arkadaşlar
13 Eylül 2010 Pazartesi
2,5 Yaş Dil gelişimi
Cümlenin sonu gelir, çocuk rahatlar sen rahatlarsın.
Çok ciddileşiyor ve bu anda büyümüş de küçülmüş gibi görünüyor..Boyundan büyük laflar ediyor. Eskiden "istemiyoYum" tarzındaki ifadeler artık "istemiyoğğRğum" tarzında oluyor. R ile Ğ arası. Beyaz gibi söylüyor aynı. Bir de sonra yoooo RĞĞĞ ummm diye baskılayıp uzatarak söylüyor ki gel de ısrar et.
Terasta onlar için hazırlanmış mini sinema salonunda film izlediler, tatlı yediler, oyun oynadılar. Çok keyifliydi. Büyüdükçe paylaşımları artıyor. Hem onların hem bizim.. İyi ki varsınız.
Gönderen
Sermin
zaman:
14:17
14
yorum
Etiketler: Arkadaşlar, Gezmede, Konuşma-Dil Gelişimi
25 Haziran 2010 Cuma
5-6 saat daha istesem arsızlık mı ederim?
Sabah Çınar kahvaltısını yaparken ben uyuyor oluyorum ama kendimi suçlu da hissediyorum. Sanki Çınar'ı başkasına emanet edip keyif yapıyormuşum gibi hissediyorum. Ama bakıcı ablamız ile evde beraber olmak her zaman ele geçmez. Ben de 2 senenin acısını çıkartıyorum. Bahanem de var: Napıyım gece çalışıyorum :))
Çınar bu aralar kartlı oyunlarla vakit geçirmekten çok hoşlanıyor. Özellikle eşleştirme kartlarıyla aynı nesne resimlerini eşleştiriyoruz. Hayvanlarla yavrularını eşleştirme kartlarımız, ilişkili nesne kartlarını birleştirme oyunlarımız vaktimizin çoğunu alıyor.
Bir de Lego Duplo serisinin Construction Site ürününü çok sevdi. Takıyor, çıkarıyor, insan figürlerini konuşturuyor, inşaat yapıyor. Bazen bizimle, bazen yalnız başına takılıyor.
Bunların dışında şu linkteki renk eşleştirme kartlarını indirdim laminasyon yaptırdım. Sadece eşleştirme yapıyoruz ama isimlerini vermiyorum henüz. Bir tek kırmızıyı biliyor zaten. Onu da ben öğretmedim; kendi kendine öğrenmiş. Şimdilik 3-4 ay daha renk öğretmeyi düşünmüyorum.
Genelde lego oynadılar. Arabalarına çivilerden park yapıp, park ettiler. Birbirlerine patlamış mısır yedirdiler :))) Aslında Çınar yedirdi. Çünkü hala 12,5 tan 15 (şu anda tek azı ve 2 köpek dişi patlıyor) çıktığı için mısır sert geliyor prens beye. Çok nazikiz çok.
Çalışacak,okuyacak o kadar çok şey varken, evdeyken evle ilgili yapmak istediğim pek çok şey varken, bol bol fotoğraf çekmek isterken ve bir de Çınarişkomla gezmek, eğlenmek, oynamak isterken nerden başlayacağımı bilemiyorum.
Gönderen
Sermin
zaman:
04:23
12
yorum
Etiketler: Arkadaşlar, Günce
23 Ocak 2010 Cumartesi
4 adet 2,5
Bizim buçukluklar biraradaydılar geçen gece.
Fazla söze gerek yok. Fotoğraflar çok güzel anlatıyor akşamın enerjisini.
Çocuklardan çok anne, babalar eğlendik sanırım.
Buçukluklar haftada en az bir kez görüşmelerine rağmen özlemişler birbirlerini. Emre'miz hastaydı, o eksikti uzun zamandır :((
Bu sebeptendir ki önce Emre Jr.'ın, ardından birbirlerinin göbüşlerini keşfettiler.
Ençok sevdiğim foto ise sağ üstteki Çınar'ın "Ben birşey yapmıyorum. Vallahi!!!!!" diyen, güya çaktırmadığı bakışı. Parmaksa görülmeye değer. İşaret parmağıyla da Emre'nin göbeğini keşfediyor.
Burcu'nun Arda'sı, Sibel'in Emre'si, Ayça'nın Demir'i ve benim Çınar'ım pek güzel eğlendiler. Büyük kartonları karaladılar, hediye paketini hep beraber yırttılar, tünelden geçtiler, birbirlerini kovaladılar. Kendilerince beraber vakit geçirdiler işte.
O gecenin hatırına hepsi de 12'ye kadar mesaideydiler.
Normalde geç yattığında çok üzülürüm ama artık böyle arkadaş toplantılarında geç uyumasına izin veriyorum.
Mutlu oluyor fındıkkurdum.
Zaten "Hadi uyuyalım" diyince, gayet kendinden emin kafayı iki yana sallayıp önce "ııhh ıhh hayıy" diyip ardından da derin bir iç çekip püflüyor.
Çok şaşıyorum bu haline. Sen nerden biliyorsun ki istemediğin birşey söylenince üfleyip, püflüyorsun.
Yani daha 2 bile değilken! Ne minnoşlar, ne tatlılar bu aylarda.
Bu aralar hayatımızda radikal değişiklikler oluyor. Garip şeyler de oluyor, güzel şeyler de.
Kimisi bizim kontrolümüzde, kimisi bizden bağımsız istemeden.
Bakalım bizi karşılayan günler kararlarımızı uygulamamızı sağlayacak mı?
Gönderen
Sermin
zaman:
13:58
14
yorum
Etiketler: Arkadaşlar, Gezmede
11 Kasım 2009 Çarşamba
Doymadım, doyamadım gezmelere senle ben
Çınar'la Arda'nın küçüklüklerinden beri birbirlerini selamlama fasılları vardır ki artık o bir klasik oldu. Günün ilerleyen saatlerinde Çınar Arda'ya yine kikirdeyerek yanaşıp toslaşma törenini tamamlamayı unutmadı.
O günün sabahında yeni arkadaşlar edindik :) Blog arkadaşımız Bige ve şirine Duru'nun evine davet edildik. Melisa, İpek ve Eren de bizimle beraber oradaydı.Bir plastik sepet uğruna yediklerini kırk fırın ekmeğin yirmisini yaktılar. Etrafta onca oyuncak varken o sepet ne kıymetli oldu, ne önemli oldu ancak yaşayan bilir.
Gönderen
Sermin
zaman:
13:15
22
yorum
Etiketler: Arkadaşlar, Günce
8 Ekim 2009 Perşembe
3 silahşör, 3 ana, 3 baba
Evde miskin miskin otururken çalan telefondaki ses "size geliyoruz" diyince Çınar'ın arkadaşlarıyla olacağına mı, babalar olmadan "kız kıza" sohbet edeceğimize mi yoksa babaların bizden ayrı buluşma planı yapmalarına mı sevindim bilmiyorum ama güzel bir akşamın habercisi olan o ses beni çok mutlu etti.
Bir ara bir yandan "tut tut" diyerek Emre ve Arda'nın ellerinden tutmaya çalışıp onları oyuna çağırdı. Artık kendiliğinden oyun başlatabildiğinin ilk örneği oldu bu.
Meğer kutu kutu pense oynamaya çalışıyormuş. Ellerinden tutup olduğu yerde dönerken bir yandan da kukuuu diye şarkı söylediğinde anladıki ki, ördeğim oynamak istermiş.
Gelirken ince düşünülüp benim bile hatırlamadığım 4 gün sonraki doğumgünüm için pastam alınmış, sütlaçlar yapılıp getirilmiş.
Siboşum, Burcum çok teşekkür ederim. Çooook mutlu oldum sayenizde.
Bu arada günün en önemli oluşumu ise kendilerine Anti-Blogger'lar diye isim vermiş olan kocalar oldu.Dışarıda gezip, hafiften içip :) eve çok dinç kafalarla geldiklerinde "Anti-Blogger" açılımı hakkında bilgilendirildik. Bizim blogları ne kadar önemsediklerini de anlamış olduk bu sayede.
Bu arada Allah onlardan razı olsun hiç bu kadar gülüp, eğlenmemiştik herhalde.
Her hafta gerçekleşecek olan Anti-blogger oluşumunu destekliyoruz ki sayelerinde biz de haftada bir çocuklar uyuduktan sonra loş ışıkta bir ağlayıp, bir gülerek kız kıza muhabbetlerimize devam edeceğiz.
Üniversitedeyken yaptığımız öğrenci muhabbetlerini hatırlattığı için çok sevdim ben bu işi.
Gönderen
Sermin
zaman:
12:16
28
yorum
Etiketler: Arkadaşlar, Günce, Özel Günler
4 Ekim 2009 Pazar
İstanbul'un incisi, gönlümün birincisi
Gönderen
Sermin
zaman:
13:47
11
yorum
Etiketler: Arkadaşlar, Günce


























