Oğlumun en sevdiği oyuncağı perdeler. Çok işim olduğu zamanlarda onu perdenin karşısına oturtup işimi halledebiliyorum.
Perdeyi tutmaya, tutunca yemeye çalışıyor. Üstüne doğru havalandıkça çok heyecanlanıyor, elleri ayakları durmuyor.
22 Ağustos 2008 Cuma
Çınar ve Perdeleri
21 Ağustos 2008 Perşembe
Dişlerim kaşınıyor
Mothercare'den ona buzdolabına koyulan diş kaşıyıcılarından ve aynısının emziğinden aldım. Emzik şeklinde diş kaşıyıcı.Alacağından çok umutlu değildim, çünkü normal emzik de emmiyor. Tahmin ettiğim gibi emzik şeklindekini almadı. Bir iki ısırıp bıraktı ama diğerlerini ağzından bırakmadı.
Dakikalarca mest olmuş şekilde ağzından çıkarmadan öylece yattı. Hatta hiç kımıldamadı bile :)
Ta ki kaşıyıcı ısınana kadar. Isınınca da arkaya doğru fırlatıp attı. (Yeni keşfimiz, oyuncakları bir iki kez sallayıp, arkaya doğru fırlatmak)
Neden daha önce keşfetmemişim ben bunları. Hem çocukcağız rahatladı hem de ben.
Gönderen
Sermin
zaman:
07:47
0
yorum
Etiketler: Dişler çıkarken, Evde
19 Ağustos 2008 Salı
5 Aylık oldum
Gönderen
Sermin
zaman:
04:50
5
yorum
Etiketler: Ay Ay Gelişim
18 Ağustos 2008 Pazartesi
Hafta sonu

Hafta sonumuz yine dolu dolu geçti. Önce cumartesi günü müstakbel gelinimiz Naz'ı görmeye gittik. Annesi Pervin telaşla bizi aradı ve 3 gün önce doğan Naz'ı emziremediğini söyledi. Biz de apar topar arkadaşım Nilgün'le çıkıp Naz Hanım'a nasıl emilir öğretmeye gittik ama başarılı olamadık. En azından annesini biraz rahatlattık. Aramıza hoşgeldin Naz.
Oraya gidip de Naz'ı görünce Çınar bana kocamaaaan göründü. Meğer büyümüşsün be oğlum :)
Akşam oğlumun arkadaş adayları olan Gülün ve Halit'in üçüzlerini annelerinin karnından sevmeye gittik. Yaşasın oğluma 2 arkadaş birden geliyor. (Biri sanırım yaşamayacak.)
Pazar günü öğlen Çınar'ı babasıyla bırakıp ben kuzenimin düğününe gittim. Oğluşum evde dedesiyle babasını hiç ama hiç üzmemiş. Aferin ona.
Oğlumun en küçük kuzeni Altay Çınar'ın eline sürekli birşeyler tutuşturmaya çalıştı. Bunların içinde kocaman plastik bir kılıç, pipet, rüzgar gülü, top, bardak vardı. Her defasında onun onları tutamayacağını söylediğimizde gidip yeni birşey getirip onu tutup tutamayacağını denedi Altay.
Çınar'ı birazcık kıskanan Altay biz içeri girer girmez ilginin Çınar'da olması üzerine "Ama o kusuyooor" diyerek Çınar' lekeleme girişiminde bile bulundu :) Şimdilik aradaki 3 yaş farkı çok gibi ama büyüyünce iyi birer arkadaş olacaklarına eminim.
Akşam Çınar çok huysuzlandı. Ne olduğunu anlayamadık. Baktık mızır mızır modunda, gidelim bari dedik. Arabaya biner binmez uyudu. Meğer uykusu varmış.
17 Ağustos 2008 Pazar
Aaa benim de ayaklarım varmış!!
Gönderen
Sermin
zaman:
13:51
0
yorum
Etiketler: Ne zaman neler öğrendim?
15 Ağustos 2008 Cuma
Çınar Gezmede
Önce oğluşumun anneannesi ve dedesi rahatsızlandıkları için yazlıktan Ankara'ya geldiler. Onları ziyarete gittik. Uyku saatinde biraz huysuzlandı ama sonra uyudu.
Evvelsi akşam Ankan'dan arkadaşım Funda ve güzel kızı Rengin ile Lozan Park'ta buluştuk. Çınar'la arabasında uzun uzun dolaşıp çam ağaçlarının kokusunu içimize çektik. Sonra parkta oynayan çocukları izledik. Böylece ben de biraz yürüyüş yapmış ve hareketsizlikten dolayı yaşadığım suçluluktan kurtulmuş oldum. Oradan 365'e gidip birşeyler yedik, gezdik dolaştık.
Dün akşam siteden arkadaşım Evin ve güzel oğlu Efe'leri ziyarete gittik. Efe bizden 10 gün büyük. Büyüyüp de beraber oynayacakları günleri heyecanla bekliyoruz. Aramızda 10 gün olmasına rağmen Efe pıtır pıtır dönüyor. Sırt üstünden yüzüstüne döndükten sonra tersine dönemediği için adına layık şekilde efelik yapıyor anne babasına. Bu yüzden biraz gergin Efe bu aralar. Ah bir tam dönmeyi becerebilse, tutabilene aşkolsun.
Bugün de oğlumla Panora Alışveriş Merkezi'ne gittik. Dev akvaryumdaki balıkları Çınar öyle büyük bir keyifle izledi ki, o balıkları izlerken ben de Çınar'ı izledim. Ağzı açık, sırıta sırıta bir balığın tüm hareketlerini takip etti, sonra onu kaçırınca başka balığı izledi. Arada kafasını yukarı kaldırıp köpek balıklarına baktı.
Sonra da çığlık atma denemeleri yaptı. Bu aralar çığlık atmayı keşfettiği için sürekli bağırıyor, tiz bir sesle çığlık atıyor. Gelen geçene gülücükler attı, çığlıklarını duyup gelenler oldu, kim bu diye merak etmişler. Hatta bir abla gelip onu şap diye öptü. Sinir oldum ama herşey kaşla göz arasında oluverdi ben birşey diyemeden. Neden öperler anlamam, hasta mısın, in misin, cin misin? Niye öpersin benim çocuğumu. Bir de elini öpenler var. Çocuğun eli sürekli ağzında, bu sefer senin öptüğün yeri o ağzına alıyor. O da ayrı bir dert. Aslında hiç pimpirikli değilimdir bu konuda. Mikroba alışması taraftarıyım, tanıdıklarım öptüğünde rahatsız olmuyorum ama yabancıların öpmesini sevmiyorum. Bir de aşırı pimpirikli babamız var tabii. O saatlerce kafaya takıyor yabancı birisi öpünce. Sürekli söyleniyor :))
Mothercare'den bodyler aldım 6-9 ay, 9-12 ay için. Gap Kids ve Karamela'dan şapka, pantolon falan.
Yorulduk, çok yorulduk. Çınar'da çok yoruldu. Çığlıkları susmak bilmeyince, çevredekileri rahatsız etmemek için oradan çıktık. Arabaya biner binmez uyudu fındığım. Meğer 4 saat gezmişiz saatin farkında olmadan.
Çok şükür evdeyiz. Hafta sonu gezmesi için enerji toplamamız lazım.
Çınar banyodan sonra hoop uyudu. Ev sessiz, Serkan çalışıyor, ben de kendimle vakit geçirmenin keyfini çıkarıyorum.
11 Ağustos 2008 Pazartesi
Dönüş Yolculuğumuz
Dönüşte, giderken yaptığımız hatayı tekrarlamamak için uçakla geldik. O da ayrı bir maceraydı.
2 ay önce küçük olduğu için uyuya uyuya gelmişti. Bu sefer ona ayrı koltuk almadığımız için de zor olmuştu. Şimdi nasıl zaptedeciğimi bilemedim. Kıpır kıpır şeklindeydi.
Bebeklerin ağlayan başka bir bebek duyunca ağlama olayı çok fena birşey. Biri başlayınca domino taşları gibi hepsi sırayla ağlamaya başlıyor. Komik oluyor. Bebekler korosu şeklinde geldik. Ben kucağımda "Aaaa burda da kanat varmış, bulutların üstünde gidiyoruz. Cuuuuu diye uçuyoruz. ... İki uzun kulağım her fısıltıyıııı duyaaaar." diye ter dökerken, yanımdaki kadın "Kahvem sütlü olsun lütfen, bir tane de şeker alabilir miyim." diye sandviç ve kahve keyfine hazırlanırken, ben ikramları yemeyi bırak, alamadım bile. Zaten hostes bana verirken alacağımdan şüpheli olarak bakıyordu. Alsam da nereye koyacaktım ve hangi elimle yiyecektim ki.
Yanımızdaki bayan kahvesini keyifle yudumlayıp, sütlacını yedikten sonra dönüp, yanındaki diğer bayanla birlikte Çınar'ı oyalamaya çalıştılar sağolsunlar. Arada bir onlara gülücük atıp, koroya tekrar katıldı. Kalkarken biraz emdiği için inişte emmek istemedi. Ben de 3 aydır almadığı emziğini vermeye çalıştım. Emmese de o ağzına girince yutkunduğu için kulaklarını ağrıtmadı basınç.
Çok şükür evimizdeyiz artık. En çok da Çınar rahat yatağına kavuştuğu için rahatladık. Yeni enerjimizle sonbahara hazırız artık...
Tatil Tatil O da Bitti.
Üstünü örtmek için inçe tülbent
Ana kucağının içine havlu örtü ( Buna rağmen çok terledi)
Tatilin ilk günü mızımızlanması anlamayıp dişi çıkıyor diyip yanlış alarm vermişiz. Çocuk sıcak ve hava değişikliğinden yaparken huysuzluğunu biz de dişi çıkıyor sandık. Ama yine de ben şüpheliyim, çünkü sol taraf damağı sağına göre daha beyaz ve 1 haftadır elini ağzından alamıyoruz. Haftaya dr kontrolumuzde bakar, söyler artık.
Biz gittik tatile, darısı gidemeyenlerin başınaaaa....
2 Ağustos 2008 Cumartesi
ÇInar Tatilde-2
2 gün nasıl geçti anlamadık. Çınar bizi çok yormadı aslında. İyi ki gelmişiz dedik. Bunu bize söylettirense odamızın havuzun kenarında olması oldu. Sabah 7.30 kalkış, emiş, alt değiştirme ardından kahvaltı. Deniz kenarına gidiş, "Ay deniz soğuk mu ne, Çınar'ı denize soksak mı, sokmasak mı? Yok yok sokmayalım" diyip şezlonglara geri dönüş, orada gülüş, eğleniş şeklinde öğleyi ediyoruz. Sonra odada Çınar'ı uyutma operasyonunu başarı ile tamamlayabilirsek havuz kenarında keyif. Kamerasından onu gözleyerek öğleden sonraları havuza girip, şemsiye altında oturabildik. 2-3 saat uyudu fındığım. Arada uyandı, emzirdim tekrar uyumaya devam etti. Doktor ancak 4'ten sonra ve 11'den öce dışarı çıkmamıza izin verdiği için akşam 5 gibi deniz kenarına gittik ve orada deniz onu öyle bir çarptı ki, esintiyle beraber bayağı uyudu.Buraya kadar güzel geçti ancak akşam olup da duşlarımızı aldıktan sonra Çınar'ın anlam veremediğimiz ağlamaları ortaya çıktı. Dün akşam için ala carte restoranttan yer ayırtmıştık.Keyifli keyifli, süslenip püslenip gittik. Bir yandan Bodrum manzarası, bir yandan canlı müzik ve oğlumuzla keyif yapalım dedik ama Çınar müsade etmedi. Ne yaptık ne ettiysek içli içli ağlaması durmadı. Sonra anladık ki deniz, rüzgar, açık hava onu çarptığı için erkenden uykusu gelmiş. Arabasında dolaştırırken birden bire uyuyakaldı.Biz de o arabasında uyurken tavla keyfi yaptık, gezdik, dolaştık biraz, eski günlerdeki gibi.
Bu arada bütün yemeklere beraber gidip, sırayla yedik; çünkü birisinin Çınar'ı oyalaması lazımdı. Arabasında yatmak yerinde etrafı izlemek istediği için kucakta oturmayı tercih ediyordu beyefendi. Bugün kahvaltıda arabasının arkasını biraz kaldırdım, geleni geçeni seyretti, arada sırada oyuncak kelebeğine laf yetiştirdi :))
Dünden deneyimli olarak akşam başlayan ağlamasını bu akşam hemen arabasına yatırıp dolaştırmaya çıkararak son verebildik. Meğer gerçekten çocuğun uykusu geliyormuş. Uyku saatine daha 1.30 saat olmasına rağmen arabaya biner binmez uyudu. Akşam yemeğini rahatça yemiş olduk biz de.
Bugün Çınar'ı denize biraz soktuk. Pek hoşlanmadı. Çünkü deniz soğuktu. Su karnına gelene kadar iyiydi ancak karnına değince ağladı biraz. Biz de zorlamadık. Daha 1 hafta tatilimiz var. Didim'de su daha sıcaktır, orada deneriz bir de.
Sandığımızdan daha keyifli ve rahat geçti ilk otel deneyimimiz. Wow Bodrum Resort çocuklu aileler için oldukça uygun bir yer. Her yere arabayla gidebilmek için yollar yapılmış. Yemeğe, havuza denize falan giderken öyle kilometrelerce yürümek zorunda kalmıyorsun. Hep çocuklu aileler var. Belki daha önce gittiğimiz yerlerde de vardı da biz farketmiyorduk. Bu sene "algıda seçicilik" denen olaydan dolayı ilk önce çocuklu aileler dikkatimizi çekiyor. Otel öyle insan yığını şeklinde değil. Sakin, sukunet dolu bir tatil köyü, öğlen ve akşam animasyonları dışında.
Bugün, bir gün büyüyüp de havuzdan çıkmak istemeyeceği, çocuk klübüne gitmek isteyeceği günleri düşündüm. Sonra geçen sene bu zamanlar tatildeyken hamile olduğum için havuza giremediğimi, seneye girerim artık diye düşünürken 1 senenin ne kadar uzun olduğunu ve nasıl geçeceğini düşündüğümü düşündüm.Vakit ne kadar da çabuk geçiyor. Oğlumuz artık bizimle. Şimdi de büyüse de beraber yüzsek diye hayaller kuruyoruz.
-Ağaçları seyrederken-
-Babasıyla nereye bakıyorlarsa!?-
31 Temmuz 2008 Perşembe
Yolculuğumuz vee Çınar Tatildeee!!
30 Temmuz 2008 Çarşamba
Hoşçakal Ankara
Bu sabah saat 3.30 gibi kalkıp erkenden yola çıkıyoruz. Önce Bodrum'da bir tatil köyünde 3 gün çocukla tatile gitmek kahramanlık mı değil mi onu deneyeceğiz, ardından da Didim'e yazlığa gidip "Ohhh be en rahatı yazlıkmış." diyeceğiz.
Yazlıkta destek kuvvet olarak anneanne ve dedemiz olmayacağı için biz de Didim'e babaannemiz ve halamızı götürüyoruz yanımızda. Ama önce Bodrum'da yalnız başımıza ufak bir deneme yapacağız.
Yine de ben oğluma güveniyorum. O beni üzmeyecek ve tatilde bizimle birlikte keyif çatacak.
Biraz endişeli, biraz mutlu çıkıyoruz yola. Hoşçakal Ankara!!!
28 Temmuz 2008 Pazartesi
İşte Başlıyoruz!
Gönderen
Sermin
zaman:
06:23
3
yorum
Etiketler: Anne olmak, Eğitim
26 Temmuz 2008 Cumartesi
Bu sabah...
Artık dönüyorum
Gönderen
Sermin
zaman:
03:56
0
yorum
Etiketler: Ne zaman neler öğrendim?
25 Temmuz 2008 Cuma
Bu aralar....

Gönderen
Sermin
zaman:
06:32
0
yorum
Etiketler: Evde, Ne zaman neler öğrendim?, Uyku
Romantik Yemek
Gönderen
Sermin
zaman:
02:40
5
yorum
Etiketler: Gezmede, Özel Günler



