Çınar'ın keyfi bu aralar tavan yapmuş durumda. Büyünce basketçi olacağım diyordu. Şimdi bunu destekler şeyler yaşıyor.
2 Eylül 2010 Perşembe
1 Minik Dev Adam
Çınar'ın keyfi bu aralar tavan yapmuş durumda. Büyünce basketçi olacağım diyordu. Şimdi bunu destekler şeyler yaşıyor.
19 Ağustos 2010 Perşembe
Fotoropörtaj//Okullu oluyoruz sanırsam :o
![]() |
Çınar namaz kılıyor :)) |
![]() |
![]() |
havuzda kar topu oynuyor :D |
![]() |
bluzünün yakasını 10 cm daha genişletmeye çalışırken. aklınca soyunuyor. |
![]() |
imkansızı istediği anlar |
![]() |
....veee yatakta sızarak başlayan huzur |
Gönderen
Sermin
zaman:
16:00
25
yorum
Etiketler: Anaokulu, Çınar'ca yaramazlıklar
16 Ağustos 2010 Pazartesi
Bıt bıt bıt
Gönderen
Sermin
zaman:
05:29
18
yorum
Etiketler: Baba olmak, Beslenme, Günce
5 Ağustos 2010 Perşembe
Ufak notlar, T T'leri ikna yolları ve iki oyuncak
Yokum uzun zamandır, çok şey birikti.
Baktım da 3 hafta geçmiş en zon yazdığımdan bu yana.
Şu aralar gündemimizde sıcaklar mevcut. Tum hayatımızı olumsuz etkiliyor. Ben ömrümde Ankara'da sıcaktan boylesine muzdarip oldugumu hatırlamıyorum. Bunda yeni evimizin fazla gunes aliyor ve 15.katta oturuyor olmamizin payı oldukca buyuk sanırsam.
Çinar tüm gün salonda yiyor, oynuyor ve uyuyor. Klimanin yapay havası can damarımız şu ara.
Ördek gibi olduk. Gündüzleri bakici ablasi ona 2 kez duş aldıryıor, aksamları havuzda yüzüyor ve ardından yine duş aliyor.Sıcakla mücadelemiz çeşitli şekillerde devam ediyor. Evin küçük ördegi de bundan müthiş keyif alıyor tabiiiii :p

Banyoya girene kadar aramız terayağlı iskender kıvamında. Bana ihtiyacı kalmadığı anda"Çııııııııııııık, ben duş ayıyoyuuum" diyip bizi kovuyor. Çıkmadan 5 dk öncesinden psikolojik olarak hazırlıyoruz ki, muhabere daha sakin sonuçlansın.
Çıkmadan önce 10'a kadar sayıyorum ve suyu kendisinin kapatmasına izin veriyorum çünkü o zaman sessizce çıkıyor. Suyu kapatmak sanki çok özel, sadece büyüklerin yapacağı birşeymis gibi bir hava yarattım ki, suyu kapatmak icin can atsın ve böylelikle banyodan daha az ağlamayla çıkabilelim. Gerçekten işe yarıyor ama ;)
![]() |
Çınar ve Demir haftasonu berberdeler |
![]() |
Çınar ve Demirr hafta sonu berberdeler. |
Gönderen
Sermin
zaman:
16:00
17
yorum
Etiketler: Çınar'ca yaramazlıklar, Günce, Oyun-Oyuncak
14 Temmuz 2010 Çarşamba
Punk
Hani çocukların saçları ilk kez kısa kesildiğinde berberden saçlar dik dik şekillendirilmiş çıkarlar, ardından da anneler hemen o saçlarla fotoğraflarını çekerler. Bu geleneği bozmadım ben de.
Zar zor, babayla kavga dövüş, kısa olacak, hayır uzun olacak diye kavga ede ede gittik berbere. Ben kısa kestirmek istemiyorum, babası da başından aynı ezberi tekrar ediyor.
" Çocuğu Zeki Müren'e benzettin"! (Toprağın bol olsun Zeki Müren. Çok severdim seni.....)
Adamcağız ortasını yaptı yolladı. Haftaya daha da yaz moduna geçip iyice kısalacak saçlar. Yavaş yavş gözümü alıştıra alıştıra.
Gönderen
Sermin
zaman:
14:53
16
yorum
Etiketler: Çınar'ca yaramazlıklar, İlklerim
11 Temmuz 2010 Pazar
Akdeniz'den bir Çınar geçti!
Evet, Çınar'ın ik gün sürekli sorduğu gibi "Bij neyeye geldik bij?"
Akşamları uyku saatinde yatırmadım. Uykularımız da tatil yaptı. Gece 12'ye kadar otelin animasyonlarını seyrettik. Çok ilgisini çekti, müthiş eğlendi.
İzlediği her gösteride "Anneee,bij ne ijliyoyuz?" diye sordu. Bir türlü yüksek müzik eşliğinde sürekli dans eden, atlayıp zıplayan insanlara anlam veremedi. Ama anlıyormuş gibi de izledi.
Çınar biraz kilo verip, biraz esmerliğine esmerlik katıp, dolu dolu eğlenip, uyuyup geldi.
Bu tatilde şunları iyice anlamış oldum:
-O çok iyi bir gözlemci. Bunun sebebi çok temkinli olması. Kendini garantiye almadan hiçbirşey yapmıyor.
"Bekle" dedim. "Şu anda kayıtta. Yarın hepsini sergileyecek." Ertesi gün gerçekten de birden bire söküldü. Bütün şarkıların hareketlerini tıkır tıkır yaptı.
- Otele gidince tüm yemek düzenimiz alt üst oluyor. Yemekler çok güzeldi ama yediği tek şey et ve pilav oldu. O da azıcık. Meyve ve kahvaltı sıfırdı. Ben de karışım kahvaltı hazırladım, yedirdim.
Çok muzip bir çocuk.Büyüyünce çok eğlenceli bir çocuk olacak eminim.
Babası "Şurası Snack Bar herhalde" diyor ve fındıkkurdum hemen atlıyor:
-Hayıy baba, sinek değiiiiil öööömcek öömmcek (örümcek)!!!
28 Haziran 2010 Pazartesi
Başa mı döndük ne?
Nedir şimdi bu?
Ben uykuya sabah 6.30 da geçebildim. yani herkesin uyandığı saatte. Çınar 10'da uyandı , ben 1. de. İnanamadım günün yarısı yatakta geçti. Hala kendime gelebilmiş değilim.
Yemeklerini yanağında bekletmeye başladı. Yemek yemesi 1,5 saati buluyor. Bakıcı ablamız ve ben de yiyeceklerini küçük parçalara bölmeye başladık. Yoksa 1,5 çarpı 3 = 4,5 saatimiz günde yemeğe harcanıyor.
Hem onun yararına hem de benim psikolojim açısından alışır malışır demeden eziyorum iri parçalı yemekleri napiiiiim!!!! Yoksa yemek saatleri tam bir işkence.
Eee tekrar soruyorum nedir bu şimdi?
Ben terzi miyim kendi söküğümü dikemiyorum.
Neden bitti derken baştayız?
Gönderen
Sermin
zaman:
05:16
31
yorum
Etiketler: Beslenme, Tuvalet Eğitimi
25 Haziran 2010 Cuma
5-6 saat daha istesem arsızlık mı ederim?
Sabah Çınar kahvaltısını yaparken ben uyuyor oluyorum ama kendimi suçlu da hissediyorum. Sanki Çınar'ı başkasına emanet edip keyif yapıyormuşum gibi hissediyorum. Ama bakıcı ablamız ile evde beraber olmak her zaman ele geçmez. Ben de 2 senenin acısını çıkartıyorum. Bahanem de var: Napıyım gece çalışıyorum :))
Çınar bu aralar kartlı oyunlarla vakit geçirmekten çok hoşlanıyor. Özellikle eşleştirme kartlarıyla aynı nesne resimlerini eşleştiriyoruz. Hayvanlarla yavrularını eşleştirme kartlarımız, ilişkili nesne kartlarını birleştirme oyunlarımız vaktimizin çoğunu alıyor.
Bir de Lego Duplo serisinin Construction Site ürününü çok sevdi. Takıyor, çıkarıyor, insan figürlerini konuşturuyor, inşaat yapıyor. Bazen bizimle, bazen yalnız başına takılıyor.
Bunların dışında şu linkteki renk eşleştirme kartlarını indirdim laminasyon yaptırdım. Sadece eşleştirme yapıyoruz ama isimlerini vermiyorum henüz. Bir tek kırmızıyı biliyor zaten. Onu da ben öğretmedim; kendi kendine öğrenmiş. Şimdilik 3-4 ay daha renk öğretmeyi düşünmüyorum.
Genelde lego oynadılar. Arabalarına çivilerden park yapıp, park ettiler. Birbirlerine patlamış mısır yedirdiler :))) Aslında Çınar yedirdi. Çünkü hala 12,5 tan 15 (şu anda tek azı ve 2 köpek dişi patlıyor) çıktığı için mısır sert geliyor prens beye. Çok nazikiz çok.
Çalışacak,okuyacak o kadar çok şey varken, evdeyken evle ilgili yapmak istediğim pek çok şey varken, bol bol fotoğraf çekmek isterken ve bir de Çınarişkomla gezmek, eğlenmek, oynamak isterken nerden başlayacağımı bilemiyorum.
Gönderen
Sermin
zaman:
04:23
12
yorum
Etiketler: Arkadaşlar, Günce
23 Haziran 2010 Çarşamba
"Çocuğun yediği helal, giydiği haram"mış!!
Evde genelde kilot-atlet ya da sadece kilot şeklinde geziyor :)) Evimiz fazla sıcak oluyor.
9 Haziran 2010 Çarşamba
Güne Merhaba
Beni istemiyor, sürekli bana "anne giiiiiiiiit" diyor ve babasıyla oynuyor. Ben de bu durumdan pek şikayetçi değilim açıkcası.

Döndüğümüzden bu yana biraz agresif takılıyor. Agresifliği tatil dönüşü olduğu için desem evde olmaktan da müthiş keyif alıyor. Anlayamadım. Oyuncaklarını o kadar özlemiş ki birini alıyor, öbürünü bırakıyor. Yarım saatte 6 oyuncak birden değiştiriyor.

Bir diş hekimi komşumuza dişlerle iglili kendi doktorumuza sormayı unuttuğum şeyleri sordum. Mesela hala neden 12 dişi olduğunu sordum.
Halk arasında söylenen şeyin doğru olduğunu ne kadar geç çıkarsa o kadar geç kaybedeceğini söyledi. 3 yaşına kadar yolu varmış. Endişelenecek birşey yokmuş.

Geçen oyun oynarken yemeğe çağırdım. Arka arkaya pek çok defa söylemişim olacağım ki Çınar'dan gelen şu sözlerle birden çarpıldım.
Bu baloncuk aldığım bu cevapla bir daha gelmemek üzere söndü.
Gönderen
Sermin
zaman:
00:06
17
yorum
Etiketler: Çınar'ca yaramazlıklar, Dişler çıkarken
2 Haziran 2010 Çarşamba
Chokella
16 yıldır her dönüşümde üzülmüşümdür ama bu sefer daha bir koyuyor sanki. Bu sefer Çınar acısını çıkardıgı için midir yoksa o mutlu oldugu için ben daha da mutlu oldugum için midir bilmem ama kaç gün kaldıgını saymak bile istemiyorum.
Ankara'dayken evden dışarı cıkmak icin yarım saat dil döktüğümüz küçük beyefendi burada eve girmiyor yine.
Bir bakıyorum bir komşu almış Çınar'ı götürüyor, bir bakıyorum başka birisiyle geliyor. Burada toplu yaşıyormuşum hissi oluyor bende. Ben seviyorum ama Çınar önceleri hiç sevmedi. Şimdi de bunu kullanıyor cüce.
Kendisine ilgi gösterilmesinden pek hoşlanmaz, özellikle yabancılarla ilk karşılaştığında kafasını nereye sokacağını şaşırır ya da birden bir çığlık atarak tepki gösterir. İşte tam da bu noktayı Çınar kullandı burada. İlk başta birden bağırınca anneanne, dede, konu, komşu kim varsa güldüler. Bu sayede çığlığın volümü yükseldi ve sıklaştırdı. Ben ne kadar bu davranışı söndürmeye uğraşsam da, annemleri kontrol etsem de komşulara ayıp olur diye "Gülmeyin, tepki vermeyin" diyemiyorum.
Bir de yemek sırasında her gören "Çınar ne yiyorsun, aaaa yemek mi yiyorsun, yemezsen ben yiyeceğim" türünden laflar edince Çınar güzel güzel yiyorsa bile hooop ağzındakini çıkardı. Ben de sıcakta evin içinde yedirerek çare buldum bu duruma.
Abant'a iş gezisi olduğu için kalabalık bir grup gitmiştik. Masanın başında oturan ve kaplumbağa hızıyla yiyen esas oğlanın yanından geçen 40 kişinin 40'ı da "Hadi yemeğini bitir bakiiiim, Aaaaa bitirmedin mi?" dedi. Çınar bu yüzden 3 gün aç yaşadı. Bu nasıl bir psikolojidir anlamıyorum, anlayamıyorum.
SONUÇ:
Neymiş? Yemek yiyen çocuk görünce yokmuş gibi davranacakmışız.
28 Mayıs 2010 Cuma
Denizci
Yarın inekten süt sağılmasını izleyeceğiz. Burada köylülerin bağa, bahçeye salıp otlarla besledikleri inekler var. Onların sütünden yapılan yoğurdu yedikten sonra anladım ki ben bugüne kadar yoğurt yememişim. Resmen kaymak tadında.
18 Mayıs 2010 Salı
Yeni Sezon


Gönderen
Sermin
zaman:
07:26
14
yorum
Etiketler: Günce, Konuşma-Dil Gelişimi