





Gönderen
Sermin
zaman:
05:13
35
yorum
Etiketler: Arkadaşlar, Tatil
Kıvanç Tatlıtuğ bizdeydi dün. Böyle güzel bir annenin böyle güzel çocuğu olur dedirtecek kadar güzel bir anne ve oğulu (maşallah diyelim) misafir etmek çok keyifliydi.
Şöyle ki; sanki yıllardır tanışıyormuş gibi sohbet etmek yine bu blog alemi ne enteresan, sanal olanı önce telefon konuşmasına ardından da kanlı canlı kahvaltı sohbetine dönüştürüveren güzel birşey diye düşünmeden edemedim.
Demir'e gelince geldi, gitmesine 10 dk kalana kadar mama sandalyesinde gayet cool bir şekilde kahvaltısını etti. Daha doğrusu etmedi. Annesi tarafından ettirilemey çalışıldı.
Gitmelerine ramak kala oynasınlar diye bir araya getirsek de onları Çınar Demir'in sakin, kendisine tepki vermeyen durumlarına sinir oldu ki gelip gidip mıncıkladı güzel oğlanı. Sanırım yakışıklılığını kıskandı. Yavrum o da o kadar mıncığa rağmen sesini çıkarıp da Çınar'a tepki vermedi.
Zaten Çınar'ı en çok tetikleyen de onun o tepkisiz, cool hali oldu. Dikkatini çekmek için elinden geleni yapsa da pek bir iletişime giremediler :))
Bu arada Çınar evde 2 gündür coştu. Mutfak çekmecelerinden sıkılıp terlikleri boşaltamanın ötesinde kendine basit gelen bu yaramazlıkları kablo kanallarını kopartarak genişletti.
Hep merak ediyor, öğrensin dedim ama bu kadarı da fazla. Kablo kanallarını büyüyünce öğrense de olur. Canı sıkılıyor evde sanırım.
Her gün dışarı çıkmak istiyor artık. Neyse ki hemen önümüzde park var da sıkılınca çıkıp ana-oğul kayıp,sallanıyoruz, taşlarla oynayıp geliyoruz.
Ama bir daha kaymayacağım. Bugün kayarken kolum sıyrıldı :) Karizmayı iyice sıyırdım artık.
Gönderen
Sermin
zaman:
04:57
13
yorum
Etiketler: Arkadaşlar, Günce
Anne, Baba, Anneanne, Dede
Adda, Mama, Meme, Aba (abla)
Abi, Bebe (bebek), Bala (balık), Ah (al)
Del (gel), Ti tak (tik tak), Gak gak, Ku /Ka (kuş)
Et ( İbrahim Tatlıses kıvamında, genizden), Aç, Attı
Ala (alo), Haşi (hapşu), Kı kı (dıgıdık dıkgıdık)
Bunun dışında "Ferhat" gibi kullandığı ama Türkçe'ye çeviremediğim kelimeleri ve ses taklitleri var.
9-18 aylar arasında görülen "jargon" Çınar'da da görülüyor. Jargon yetişkin konuşmasına benzer ses ve tonlama ile çocuğun yetişkin konuşmasını taklit ettiği bir ses çıkarma tipidir.
Çınar bunu o kadar çok yapıyor ki 19 Mayıs'ta Antalya'ya gittiğimizde restaurantta İngiliz bir teyzeyla amcanın yanına gidip hızlı hızlı birşeyler anlatmaya başlamıştı. Kadın inanamadı ve amcaya dönüp "oooo ne kadar da güzel konuşuyor "dedi. Kadın Türkçe bilmediği için Çınar'ın Türkçe birşeyler anlattığını düşündü. Ne bilsin Çınar'ın salladığını :))
Bu ayların dil gelişimi ile ilgili diğer bir noktada duyduğu bazı kelimeleri taklit edip bir daha kullanmamalarıdır. Bunun dışında ünlü-ünsüz birleşimleri ile kelime benzeri ama anlamı olmayan kalıpları hep aynı şeyleri tanımlamak için kullanırlar. Çınar'ın bir "o-a"sı vardır. Ağzını kocaman açıp o-a der ama ne için söylediğini hala anlayabilmiş değilim.
Boyu ve kilosunu bilemiyorum. Geçen ay 10.500 kg idi. Şu ara kendi tartımızda 11 kg gösterse de her zaman ondan daha az çıkıyor. 10.750 falan oldu sanırım.
Gönderen
Sermin
zaman:
03:32
22
yorum
Etiketler: Ay Ay Gelişim, Basında Biz :), Konuşma-Dil Gelişimi, Ne zaman neler öğrendim?
Gönderen
Sermin
zaman:
10:50
22
yorum
Etiketler: Anne olmak, Günce, Video
Geçen hafta Çınar ilk kez önce dolmuşa ardından otobüse bindi. Otobüse gidene kadar ki kısım hariç çok zevkliydi. Çınar kadar onunla beraber otobüse binmekten ben de zevk aldım.
Hava çok sıcaktı ve Çınar durağa gidene kadar her dala kondu, her yerde durdu, herşeye dokundu. Önce izin verdim ama 5 dk'lık yolu 1 saatte gideceğimizi anlayınca kucağıma aldım bir süre.
Sıcakta çooook zor oldu. Bu arada Dijle'nin blogunda yayınlandığı Maria Montessori'nin şu yazısı aklıma geldi. Ne kadar da doğru söylemiş teyzem.
Bazen onların ne istediğimi düşünmeden kendi isteklerimizi onlar için-miş gibi yapıyoruz. Ya da öyle istiyoruz.
Çınar'ın Kuğulu Park'ta kuşlara ve kuğulara bakmaktan zevk alacağını "düşündüğüm ve umduğum" için atladık dolmuşumuza oradan da otobüse, dışarıyı seyrede seyrede, gördüklerimizi tanıya tanıya gittik Kuğulu Park'a.
Güzeldi, kuşlara yem vermekten, kuğuları izlemekten çok hoşlandı ama en çok da minik bir köprünün üstünde ileri-geri 50 kere gidip gelmekten!!..
Gönderen
Sermin
zaman:
04:09
17
yorum
Etiketler: Arkadaşlar, Gezmede
Gönderen
Sermin
zaman:
01:27
18
yorum
Etiketler: Diğer Bloglarım