Bebeişler 2.kez buluştu. İlkinin üzerinden 1,5 ay geçti ve bu sefer daha farklıydı iletişimleri. Geçen seferkinden en belirgin farkı daha çok ağlama sesi duyduk. Bunun sebebi de daha bilinçli olmalarıydı. 1,5 ay önce biri bebişlerin elinden oyuncağını alınca öööylece bakıyordu, şimdi ise bağırıyorlar, olmadı ağlıyorlar. Bu iyiye işaret aslında :)
Bir de bu sefer şarkıları, parmak oyunlarını gerçekten dinliyorlar. Bunların hepsini Mira bizden büyük olduğu için geçen sefer de yapıyordu. Şimdi ise o çok anlar anlar bakıyor. Ha bir de geçen seferden ipuçlarını verdiği oğluma olan ilgisini, bu sefer boynuna atlayıp sarılarak kesin kes ortaya koydu ehe :))) Çapkın kız Mira.
30 Aralık 2008 Salı
Küçüklerden büyük diyaloglar
Gönderen
Sermin
zaman:
11:51
11
yorum
Etiketler: Arkadaşlar, Gezmede
27 Aralık 2008 Cumartesi
Çay Kaşığı

23 Aralık 2008 Salı
Oyun ve Oyuncaklar
* Fasulyeleri mama sandalyesinin üzerine yayıyorum. Küçük, içi görünen cam bir kaseye tek tek tutup doldurma oynuyoruz. Hem kıskaç hareketiyle(baş-işaret-orta parmakla) tutma hem de el-göz koordinasyonunu destekleyen bu oyunda fasulyeyi tabağa koymadan önce "tabağın içine koy" yönergesiyle alıcı dil gelişimini desteklemiş oluyoruz. Yalnız yönergemi "tabağa koy" diye sınırlandırmıyorum. "içine" yi mutlaka ekliyorum. Böylece mekanda konum kavramlarını da duymuş oluyor.

Ben Çınar'a aynı heceden oluşan şarkılar söylüyorum. Mesela minimini bir kuş şarkısının melodisini kullanarak ba ba ba heceleriyle ya da an-ne an-ne aaaaan-neeee diye şarkı söylüyorum.
Nesneleri yukarıdan atıp seslerini dinlemek de bu dönemin en belirgin (8-12 ay) özelliklerinden olduğu için bu engelenmemelidir. Aynı zamanda neden-sonuç ilişkisi kurmayı da öğretiyor.
*Marakas sallama: Pet şişenin içine koyulan mısır, pirinç, fasulye gibi yiyecekler çok güzel ses çıkarıyorlar. Bunu göremeyeceği bir yerden sallıyorum ya da babasına sallattırıyorum. Sesin geldiği yöne bakmasını, sesi aramasını istiyorum. Aynı oyun ses çıkaran bir nesneyi bir örtünün altına saklayıp ona doğru gitmesi ve bulması şeklinde de çeşitlendirilebilir. Tabii emekleyen bebişler için.
*Ayna karşısında abartılı mimikler, ses oyunları yapıyorum. Ben değişik sesler çıkarırken elini dudaklarıma götürüyorum ki sesin nasıl çıktığını, dudaklarımızı nasıl şekillendirdiğimizi öğrensin.
Ayna çocuk gelişimde çok faydalı hem de çocukların çok eğlendiği bir nesne. Özellikle kendi başına yemek yemeye başladığında çocukları ayna karşısına oturtup yemek yemeye çalışırken kendilerini izlemek onlar için büyük bir haz. Aynı zamanda nasıl yaptıklarında yemeği döküyor, nasıl yediklerinde başarılı oluyor görmüş oluyorlar. ( Konuyla alakasız ama aklıma geldi yazayım dedim.)
*Müzik aletleri çalma: Darbuka, def, oyuncak piyano gibi aletler işitsel algı gelişimini destekler.
* Şekil kutusundan nesneleri (bul-tak kova) çıkarma ve içine koyma. Kapağı çıkan bir kovaya şimdilik üstündeki deliklerden değil de doğrudan kutuya doldurma şeklinde oynanır. Aynı şekilde boş bir kutuya koyulmuş mandalları çıkarma, kutuya koyma şeklinde de oynanabilir.
* Kitap okuma. Resimler hakkında konuşarak, basit ses taklitleri yaparak ( ağacın dalları fışır fışır ses çıkarıyormuş, çocuk kapıyı tak tak çalmış, saat tik-tak tik-tak çalınca uyanmış gibi) okuma, tek tek resimler hakkında konuşma alıcı-ifade edici dil gelişimini destekler. Basit kısa cümleler kurup, bebişin ilgi gösterdiği resim üzerinde daha uzun konuşulmalıdır.
* Fisher Price'ın aktivite masası ve şu oyuncaktan almayı düşünüyorum. İlla ki tüm oyuncaklar hazır alınacak diye bir kural olmamalı. Herkes artık materyallerden evinde çok güzel oyuncaklar yapabilir. Çok fazla oyuncağa karşıyım aslında.
Aklıma çok şey geliyor ama hepsini yazarsam çoook uzun sürecek.
Gönderen
Sermin
zaman:
11:05
13
yorum
Etiketler: Eğitim, Oyun-Oyuncak
21 Aralık 2008 Pazar
Amanın da sevdiği yerler bilem varmış
Herkes birbirini sobeleyip duruyor, ben de izliyorum derken Sardunya bizi de pardon Çınar'cığımı sobelemiş. Kendisi Çınar Fun Club'ın en 1. üyesi.
Çınar'cığımın en sevdiği yerleri yazacağım ama biraz zor olcek tabii.
*İkinci olarak evimizin yerleri. Oralarda oturup, yuvarlanmak, emeklemeye çalışmak, sonra yere yapışınca halıları yalamak halı üzerindeki aktivitelerinden. Halıya serdiğim çarşafı 10 sn içinde aştığı için artık her yere sermiyorum artık. Bir de parkeler tabii. Soğuk ve kaygan geldiği için hgemen parkelere gidip ellerini yapıştırıyor. Yalamaya çalışıyor ve ben gözden kaçırırsam başarılı da oluyor ;)
* Bebek arabası. Gezmeyi, insanları, etrafı izlemeyi çoook sevdiği için gıkının bile çıkmadığı yerlerden. Şu ara kendini kaydırarak kaçmaya çalışıyor o ayrı.
* Panora Alışveriş Merkezindeki dev akvaryumlar. Oradaki balıkları izlemek benim bile favorimken onun nasıl olmasın.


* Kendi beşiği ve kendi odası. Odası çok renkli geliyor ve girince çok heyecanlanıyor. Duvarlarına, oyuncaklarına bakıp bakıp seviniyor. Artık kendi büyük yatağına geçtik. Orada yatmayı değil de içine oturup ben odasını toplarken bana sırıtmayı seviyor. Bir de yatağın içinde fır fır 360 derece dönüyor. Nasıl beceriyor hala anlamadım. Geçen gün yatırdım odadan çıktım. 1 dakika bile geçmemişti. Ağlama sesi ile geri döndüğümde 180 derece ters dönüp ayakalrıyla başının yer değiştirdiğini gördüm ve bu kadar kısa sürede bunu becerdiği için kendisini tebrik ettim.
* Ona oturma odasında bir köşe yaptım. Arkasına yastıklar falan koydum. Orada oturup oynamayı seviyor. Mümkün olduğu sürece onu yalnız oynaması için yalnız bırakıyorum. Sıkılınca ben de oyuna dahil oluyorum.
* Banyo küveti. Onu soyduktan sonra banyoya gideceğini anlayıp uçmaya çalışıyor. Yok mecazi anlamda değil gerçekten uçmaya çalışıyor. 2 kanat taksak havalanacak heyecandan. Bu benim de Çınar'la beraber olmaktan zevk aldığım yerlerden biri.
* Salıncağı. Birisi onu salladığı müddetçe değmeyin keyfine.
Sanırım bu sobe işi elden ele geçiyor. Ben de sarı şekerim Arda ve Naile'nin Erdem'ciğini sobeliyorum. Bebişlerin sevdiği yerler lütfen...
Gönderen
Sermin
zaman:
11:30
10
yorum
Etiketler: Sevdiğim şeyler
18 Aralık 2008 Perşembe
9 aylık oldum

Her ay ay dönümlerini burada kutlarken bir önceki aydan bu yana zamanın ne kadar hızlı geçtiğini düşünüyorum. Sanki 2 gün önce yazmış gibiyim 8 aylık olduğunda neler yaptığını. Hızla geçen zaman iyi mi, kötü mü bilmiyorum. Oğlum büyürken ben de yaşlanıyorum. Tadını çıkara çıkara yaş-lanıyorum, oğlum şimdilik ay-lanırken.
Geçen aydan bu yana daha bir bilinçlendi, daha afacan, daha haylaz oldu Çınar. Çevresinde olup biten herşeyin farkında. Oyuncaklarıyla bilinçli ve daha uzun süreli oynuyor. Dikkat süresi daha da uzadı.
Eline aldığı herşeyi ses çıkarması için mama sandalyesinden aşağı atıyor.
Yemek konusunda problemimiz bayağı azaldı. Kahvaltısını yiyor çok şükür. Tek problemimiz meyve ile. Milupaları yiyor ama benim rendelediğim meyveyi çok sevmiyor. Bazen kendiliğinden ağzını açıp yiyor ama genelde meyve vakti çok stres oluyorum. 1 aydır yemeklerde blender ve rondoyu kullanmıyorum. Sadece çatalla eziyorum.Bu yüzden öğlen yemeklerini istemiyordu ama ona da yavaş yavaş alışmaya başladı.
Bir de yemeğini tamamen bitirdiği zaman nedense heyecanlanıyorum, endişeleniyorum. Tüm tabak bitince "acaba çok mu verdim ki" diye düşünüp kendime kızıyorum. Sanki çok yedirmişim de ardından kusacakmış, onun minik midesine zarar verecekmişim gibi hissediyorum. Bir-iki kaşık bırakınca daha bir huzurlu oluyorum. Bi garibim işte!
Gündüz 2 kere uzun uyuyordu. Özellikle öğleden sonra en az 1,5-2 saat uyurdu. Şimdi ise maksimum 1 saat uyuyor. Uykuya emerek geçiyordu. Şimdi emdikten sonra hatta emerken poposunu kaldırıyor, kendini atmaya çalışıyor. Gören, atlayıp gidecek sanır. Bu yüzden emdikten sonra bazen ayağımda sallamak ya da yatağına yatırıp sırtını ya da poposunu pışpışlamam gerekiyor. Sürekli fiziksel temasla uyumaya alışacak diye onun yerine ayı, oyuncak vb. bir uyku arkadaşı edinmesini sağlamayı düşünüyorum. Şimdi bunu öğretmenin tam vakti sanırım.

Gece uykularımız biraz daha düzene girdi. Kendi odasında, yatağında yatmaya başladığında beri daha iyi uyuyor ( Maşallaaahhhhhh). Yatağında istediği gibi dönebildiği için yüzüstü uymayı keşfetti. Rahat ediyor herhalde ki bazen sallarken bile yüzüstü dönüyor, öyle sallıyorum. Komik oluyor :)
Emekleme çalışmaları son 2 günde hız kazandı. Oturur oturmaz hemen emekleme pozisyonuna geçiyor. Bir ayağını kurtaramıyor. Yardımcı olup da ayağını kurtardıktan sonra iki ayağını birden öne doğru çekiyor. Elini atıyor ama ordan sonrasında ya yüzüstü yapışıyor ya da ööööylece robot gibi duruyor.
2 gün önce alkışı öğrendiğinden beri nerde bir müzik duysa hemen alkışlayarak eşlik ediyor. Annesini iyi gözlemlemiş. Farkettim ki ben şarkı söylerken hep alkış yapıyorum.
Bir de beni dedesi zannediyor sanırım. Beni çağıracağı zaman bana bakıp de-de diyor :)
Gönderen
Sermin
zaman:
10:18
21
yorum
Etiketler: Ay Ay Gelişim, Ne zaman neler öğrendim?
16 Aralık 2008 Salı
Piyanist Şantör
Gönderen
Sermin
zaman:
12:35
14
yorum
Etiketler: Gezmede, Günce, Ne zaman neler öğrendim?
15 Aralık 2008 Pazartesi
Özür
Benim dikkatsizliğim yüzünden şu anda kafasında fındık büyüklüğünde bir şişle uyuyor yavru ördeğim. Daha önce de düşmüştü ama bu seferki çok üzdü beni.
4 gündür kendi odasında yatırıyorum onu artık. Ben de hem onun hem "kendi" adaptasyonum için onun yanında yere açılan yataklardan yapıp yatıyorum -geçici olarak-. Sabah uyandıktan sonra onu yatağın üstünde bacaklarımın arasına oturttum, arkaya doğru şöööle bir gerindim ve taak diye bir ses duydum.
Nasıl oldu anlamadım. Kendini bacağımın üzerinden atıp 15 cm yüksekliğindeki yataktan aşağı doğru fırlayıp, yatağının aşağı yukarı inip, çıkan korkuluklarının tahta köşesine çarpmış. Korkuluk yukarıda olduğu için sivri köşe yukarıda duruyordu ve yanından metal bir çubuk çıkıyor. İkisine birden kafasını hızla çarpmış. Kafası şişti.
Normalde bir yeri acıdığında kucağıma almayıp hemen dikkatini dağıtırım, ağlamaya alışmasın diye. Bu sefer ne hızla kucağıma aldığımı bilemedim. Öyle içli ağladı ki neredeyse katılıyordu.
10 gündür inanılmaz hareketli. Artık göbeğinin üstünde heryere gidebiliyor. İleri doğru sürünmeye çalışıyor ama geri viteste ilerliyor. Oturduğu zaman da emekler pozisyona geçmeye çalışıyor. Biraz da başarılı oluyor. Emekler pozisyonda dururken ellerini kaldırıp ileri atıyor ama gerisi gelmiyor.
Şimdi hareket özgürlüğünün tadına vardığı için hedefte birşey görünce hemen atlayıp onu almaya gidiyor. Bu yüzden kıpır kıpır modunda. Hiçbirşeye vakit ayıramaz oldum bu sebepten.
2 ay önce de ana kucağından kendini atmıştı ama o zaman çok ciddi düşmemişti. Bir süre babasına söylemedim ama sonra dayanamayıp onu düşürdüğümü itiraf etmiştim. Üzerinden zaman geçtiği için fırçadan yırttım ;) Ama sabahki çok kötü oldu. Bayağı şişti kafası. Üzüldüm, çok üzüldüm. Özürdilerim minik sevgilim.

9 Aralık 2008 Salı
Karamela- İdil-Kaplumbağa
Artık biryelere gittiğimizde ya da bize çocuklu birileri geldiğinde benim oğlum da onlara katılacak, oynamaya çalışacak. Ben birşeyleri kırmasın, oyuncaklarına, arkadaşlarına zarar vermesin diye gözüm üzerinde diken üstünde oturacağım belki ama olsun o da güzel.
Şimdi rahat mı batıyor bana?!?
Ne zaman ek besine geçecek diye heyecanla bekleyen ben, ek besinlere geçtikten sonra karnı acıktımı emzirmenin ne kadar rahat birşey olduğunu anladıktan sonra, niye bu kadar heyecan yaptım ki diye düşünüyorum bugünlerde. Şimdi Daha büyük bir çocuk annesi olmanın verdiği heyecandı sanırım o. "Artık benim oğlum da küçük bir bebiş değil. O artık yemek yiyor." Ek besinlere geçti de ne oldu? Her gitiğim yerde Çınar'a habire birşeyler yedirmeye çalışan bir görünümdeyim.
Şimdi yine birşeyler dürtüyor beni. Büyüsün de oynasın çocuklarla. Eeee? Büyüsün de oynasın, sonra sen sürekli onu kontrol et, biryelere gittiğinde nasıl davranması gerektiğini öğretmeye çalış, aman kırmasın, dökmesin, atmasın diye dört dön. Gittiğin yerden hiçbirşey anlamadan dön.
Anladım ki bu bebişler büyüdükçe daha çok vakit alıyorlar. Hep daha büyük olmasını beklemek yerine keyfini çıkarmak en iyisi. Gittikçe gündüz uykuları azalan, birlikte oyun oynamak isteyen, hep onunla aynı odada bulunmanı isteyen tatlı bebişim tüüüüm gün tüüüm vaktimi ona ayırmamı istiyor. Yürümeye başlayınca nasıl olacak diye düşünmeden edemiyorum.
-İdil Ablası ile- Kız çocukların anaç ruhları daha küçükken canlanıyor. Ablalar Çınar'a şefkatle yaklaşırken, abiler genelde dokunup, çekiştirmekten hoşlanıyor. İdil Çınar'a o kadar yumuşak davrandı ki, dokunmaya bile çekindi. Ördeğim de kafayı onun omzuna dayamış nasıl da oturmuş poz veriyor ama. Şımarık seni.
Büyüme hep böyle kal.
Yeni birşey görünce ağzını ördek gibi yap. Şaşkın şaşkın bak.
Hep altını alıyım, bacakların havada bezini bağlamamı bekle.
Sabahları hep senin de-de -de hecelerinle uyanayım.
Hep bebiş bebiş ağla, kıkır kıkır gül.
Yabancıları görünce hep şaşkın şaşkın, biraz ürkek ama ilgilenmez gibi bak.
Korkunca ağlamadan önce hep dudaklarını büz.
Hep saçma sapan şeylerle oyuncak niyetine oyna.
Kucağımda, benim yanımda olmaktan hep mutlu ol.
Ne bileyim işte, bunlar gibi biiiirsürü şey.
Herşeyin güzel be anneciğim.
Gönderen
Sermin
zaman:
11:04
11
yorum
Etiketler: Arkadaşlar, Gezmede, Günce