

Gönderen
Sermin
zaman:
06:29
9
yorum
Etiketler: Dişler çıkarken, Ne zaman neler öğrendim?
-Bol bol fotoğraf çekildik, kendi kendimizi çekmeyi de unutmadık.-
Giderken oradan hiç ayrılasım gelmedi çünkü bir daha böyle bir havayı ancak ilkbaharda görebileceğiz ve o zaman Çınar yaşında olacak. Yürümeyi öğrenmiş olma ihtimalini de düşünerek battaniyenin üzerinde yuvarlanmak yerine, peşinde koşturacağımı tahmin ediyorum.
Mevsimler değiştikçe Çınar'ın da farklı bir gelişim evresinde olacağını bilmek ayrı bir keyif veriyor. Tadını çıkara çıkara geçsin mevsimler. Tadını çıkara çıkara büyüteyim oğluşu. Öpe koklaya, mıncıklaya mıncıklaya, ısıra ısıra....
Tamı tamına 7 aylık oldu dün çokoprens. Her gün babasıyla aynı şeyi tekrar tekrar konuşuyoruz. "Ne de çabuk geçti değil mi?" diye. 1.ayında da aynı şeyi söyledik, 2. 3....7. ayında da.
Doktor kontrolümüz iyi geçti. 1 yaşına kadar olan en son aşılarımızı da olduk bitirdik. 5 ay daha cıs olmayacak ve ağlamayacak çokoprensim çok şükür. Her ay aşı stresini Çınar değil ben çekiyordum.
7. ayımız bitti ve ...
Hala ek gıdalara sebzeler dışında alışamadı. Bir tek öğlenki sebze emeklerini yiyor. Onun dışındakilerde kavgalıyız. Bu aydan sonra yemeklere et eklendi.
Desteksiz oturuyor ama çok uzun süre değil. Oturarak oyuncaklarıyla oynarken uzun süre oyalanabiliyor.
Ayakta bir yere tutunarak durabiliyor ve tam bir yerden bitme oluyor :)
Sürekli konuşuyor. Ba va va ba ba baa vaa... Ne diyorsa artık.
Eskiden sabaha kadar uyuyan çocuk 1 aydır gece en az 2 kez kalkıyor. Bu konuda Arda'nın doktorunun söyledikleri üzerine Burcu ile konuşmuştuk. Büyüme hormonu denilen şeyin gece 12-5 arası aç karnına salgılandığını söylemesi üzerine gece uyandığında emzirsem mi emzirmesem mi emin olamamıştım. Ben de uyku durumuma göre bir ağladığında emzirip yatıyor, diğerinde çok uykum varsa "hah işte aç uyuması lazım" diyerek yan çiziyordum. Bu konuda her doktor farklı düşünüyor olsa gerek. Bizimki1 yaşından sonra emzirilmeyi tavsiye etmediklerini söyledi. Çocuk eğer gün içinde alması gereken enerjiyi almazsa uyanabilirmiş. Tam da bununla alakalı olmasa da emzirmemi söyledi. O da büyüme hormonu ile açlığın alakası olmadığını söyledi. Zaten bu hormon kardeş sabah saat 4'te en yüksek noktaya ulaşırmış. Kafam iyice karıştı.
6 aydan sonra bebeklerin uyku düzenlerinin bozulmasının nedeni de enteresanmış. Anneden ayrılma kaygısı yaşadıkları için gece daha sık uyanmaya başlarlarmış doktorumuzun söylediklerine göre. Daha önceden duymamıştım hiç bunu. Çok hoşuma gitti :)) Anneeeeeemmm ben seni bırakır mıyım hiiiiç.
8. ayın ilk günleri ile beraber Çınar gaza geldi. Yerinde duramıyor. Eli dursa ayağı durmuyor derler ya aynen öyle. Ya eli ya ayağı kıpır kıpır. Bazen "birazdan uçacak sanırım" diye düşünmeden edemiyorum.
Bir yere gittiğimizde oyuncak bulamazsa çantamı hararetle karıştırmayı öğrendi. Çantaya şöööyle bir bakıp, gözüne çarpan şeyi alıp bir süre oynuyor ve sıkılınca onu fırlatıp yenisini alıyor. Zaten şu aralar onun için tüm nesneler potansiyel oyuncak. Çok güzel oynuyor değişik nesnelerle. Bunlar tuzluk, torba, mendil, bez, ip, çiçek yaprağı bile olsa.
Bakalım çok hızlı geliştikleri bu dönemde gelecek aya hangi güzel haberlerle gireceğiz.
Gönderen
Sermin
zaman:
13:35
9
yorum
Etiketler: Ay Ay Gelişim
Yaşına 5 ay kaldığını düşündükçe heyecanlanıyorum minik ördek.
5 ayda neler yapacaksın neler.
Konuşacak, emekleyecek (belki), sıralayacak, yürüyecek ya da yürümeye çalışacak, yaramazlıklar yapacak, isteklerin olmayınca ağlayacak, insanları tanıyacaksın.
Zevklerin olacak.
Belki yemek yemekten hoşlanacaksın.
Kendi kendine yemeyi öğreneceksin.
Umarım hala emmeye devam edeceksin.
Nesnelerin ismi söylendiğinde bakacaksın.
....ceksin,.... caksın...
.. ve ben hızına ulaşamayacağım.
(ben ise 8 kilo daha vereceğim)
Gönderen
Sermin
zaman:
14:16
6
yorum
Etiketler: Ay Ay Gelişim, Fotoğraf
Gönderen
Sermin
zaman:
07:33
8
yorum
Etiketler: Ay Ay Gelişim
Küçükken her sene bugün gazete kağıdına sarılı kitaplar gelirdi mahalle arkadaşlarımdan. Gazete kağıdına da sarılsa hediye aldım ya, içimi garip bir mutluluk kaplardı. Beni düşünüp benim için almışlar, benim için sarmışlar gazete kağıdına. Benim için...
Şimdi kendi hediyemi 9 ay içimde sakladım. Onu kendi içime paket yaptım. Bekledim, bekledim, bekledim...Tam 38 hafta bekledim. Aynı gazete kağıdına sarılı kitaplar gibi içinden ne çıkacağını biliyordum ama nasıl birşey olacağını, neye benzeyeceğini bilemiyordum. En heyecanlandıran kısmı da buydu sanırım.
Sonra verdiler hediyemi bana. 7 ay önce aldım onu. Yağmurlu bir bahar akşamında ağzını ördek gibi yapmış, melek kokulu, şaşkın şakın bakan, pakete değil ama havluya sarılmış minik hediyemi hayata başlamasının 1. dakikasında yanağıma koymuşlardı. Aynı bu resimdeki gibi yapmıştı ağzını.
Hiç hediye aldığımda ağlamamıştım; ta ki o güne kadar.
Bugün benim için daha bir anlamlı artık. Hayatımı Ç.Ö ve Ç.S diye ikiye ayırdım artık. Ç.S'nin ilk 10 Ekim'i ve ben hiç hediye istemiyorum. Ben aldım alacağım en büyük hediyeyi.Sadece minik ördeğim hep yanımda olsun, onunla hergün yeniden doğuyorum.
Artık herşey seninle daha da güzel ve hergün 10 Ekim benim için yavru ördeğim benim.
Gönderen
Sermin
zaman:
03:58
9
yorum
Etiketler: Günce, Özel Günler
Salıncağa bindik.
Yemek konusunda bir adım daha iyiyiz. Sebzeleri yiyor hem de hiç tatsız, tuzsuz sebze karışımlarına bayılıyor. Ama o güzelim tatlı, pekmezli kahvaltı, meyve ve yoğurttan pek haz etmiyor. Bebekler en yenilmeyecek şeyleri yerlermiş ya doğruymuş.
Yumurta artık alerji yapmıyor ama kavundan sonra tüm vücudu kabardı. Kulaklarını ağlaya ağlaya çıldırır gibi kaşıdı durdu. En son alerji ilacı verdi doktorumuz. Ertesi gün geçti.
Vücudundaki iki uzuvunu daha keşfetti. Elleri ve pipisi :)) Ellerini havaya kaldırıp o yana bu yana döndürüyor ve onlarla konuşuyor. Sanki "Bunlar yoktu nereden çıktı yaa" der gibi bakıyor.
Altını açar açmaz hatta daha bezini açarken eli doğru pipisine gidiyor.
Pipin ve ellerin hayırlı olsun oğlum!!
Bu bayramdan pek birşey anlamadım. Oğlum ilk bayramı "bayram" gibi geçirsin, farklı insanlar görsün diye Ankara'da kaldık ama bu Ankara'da kalmaktan öte evde kalmak gibi birşey oldu.
Bugün hastalığı farklı bir boyut kazandı. Öksürük yanında sesi çatal çatal oldu. Sanırım bademcikleri şişti. Uyuduktan sonra saat başı ağlayarak uyanıyor. Dişi mi çıkıyor acaba bu arada diye de düşünüyorum. Yarın doktora götürüp neyi olduğunu öğreneceğiz bakalım.
Zormuş çocuk büyütmek. Biz ne zahmetlerle bu yaşa gelmişiz meğer. Çınar olduktan sonra annem ve babamın kıymetini daha iyi anlar oldum. Sadece bir soğuk algınlığı bile insanı bu kadar endişelendirebiliyorsa bizim anne babalarımız neler yaşadı acaba? Düştük, hastalandık, ağladık, kavga ettik, ağaca çıktık, kafamızı çarptık...
Zormuş bir insan yavrusunu büyütmek. Olsun çok zevkli çoook.
Uykusuz ve sancılı 2 geceden sonra bugün biraz daha iyiyiz.
Önceki gece saat 2'den sonra uyumadı ve sürekli ağladı.
Kustu, ateşlendi, gün içinde öksürdü ve ateşi ara ara çıkmaya devam etti.
Bu gece biraz daha iyiydik en azından burnu akmaya başladığı için tıkanıklığı açıldı ve rahat uyudu. Yine ağlaya ağlaya uyanmasına rağmen keyfi yerindeydi.
Dün akşam yatağın üzerine onu bıraktığımda hiç kıpırmadan gözler ve burun kızarmış vaziyette ööööylece yüzüme masum masum bakışı beni çok üzdü.
Kolunu bile kıpırdatacak hali olmadığı hiç kıpırmadan dakikalarca yatışından belliydi.
Yemek yemeyip sürekli memede uyumak istedi. Sanırım kendini en güvende orada hissediyor.
Bu sabah eve doğan güneş bizi daha da sevindirdi.
Çünkü benim güneşim de doğdu bu sabah.
Gülümseyerek uyandı minik ördek.
Günün aydın olsun anneciğim...