29 Mayıs 2008 Perşembe
5 Mayıs 2008 Pazartesi
40 Günlük Oldum
Ben dışarı çıkmak için 40 gün bekleyemedim doğrusu. Zaten daralmışım, uykusuzum, bir garip hissediyorum, sürekli duygusalım, gazından dolayı o ağladıkça ben de ağlıyorum bir de 40 gün evde hapsolamam dedim ve attım 20 günlükken kendimi dışarılara. Babaannemize gittik önce. Zaten bu arada güneşli günlerde yavaş yavaş dışarı çıktık. Üstünü giydirip, şapkasını takıp bahçeye çıktık, güneşlendik biraz. Hem o hava aldı hem ben. Bahçeye çıkma seansları ondan önce bana iyi geldi ki, sanki uzak bir yerlere tatile gidiyormuşcasına heyecanlıydım ve bahaneyle pijamalardan kurtulup giyiniyordum, saçımı tarıyordum. Bahçede kapıcıyı gördüğüme bile seviniyordum. Eee nadir, hatta tek sosyal faaliyetim buydu. Bir de eve görmeye gelenlerin yakasına yapışıp "ne oluuuur gitmeyiiiin" diyorduk Serkan'la ikimiz. Onlar da çocuk muhabbetinden biraz sıkılmışcasına kendilerini zor kurtarıyorlardı yakamızdan. Utanmasak "biz sabah kadar oturuyoruz zaten, siz de oturun bizimle, iki insan yüzü görelim" diyecektik.
40 banyomuzu yapıp, mevlüdümüzü de okutup çıkardık 40'ımızı. Dedikleri gibi oldu, benim üzerimden büyük bir ağırlık kalkmış gibi, kuş gibi hafiflemiş hissettim kendimi. O duygusallık ve ağlama nöbetlerim geçti.
Çınar'ın uykuları 45 günlükken daha düzenli oldu. Daha uzun uyumaya başladı. Tabii sabah4 'ten sonra sürekli gaz yapıp, ıkınarak uyuma-uyumama arası gözleri kapalı yatma diyorum ben ona, dışında daha da iyiydi.
Artık onu kucağımda daha rahat tutar oldum. Altını daha kolay almaya başladım. Banyosunda panik olmadım. Artık en azından 40 günlük deneyimli birer anne ve baba idik.
40'ından önce zaten çıkmamıza rağmen en azından artık büyüklerimiz tarafından onaylı diye düşünerek gönül rahatlığıyla çıktık dışarı.
Hep bekledim 40'ından sonra gazı geçer diye ama geçmedi. Şimdiki hedefim 3 ay. Umarım hayaller suya düşmez 3. ayımızda.
Neyse 40'ımızı uçurduk. Hayırlı olsun. Darısı diğer uçuracaklara.
Gönderen
Sermin
zaman:
11:47
0
yorum
Etiketler: Ay Ay Gelişim
22 Mart 2008 Cumartesi
Çınar'ımın doğum hikayesi
Oğluşum bloğun hayırlı olsun. Bir gün büyüdüğünde bunları okuman ve "vay beee bana bak" demen için yazacağım seninle olan aşkımızı!
Zor oldu gelmen. Hasta oldum, fmf dediler.Bir türlü tanımı kesin koyamadılar. Tanı konduktan sonra anne olabilirsin dedi doktor amcalar. Hala da koyamadılar ama sonunda izin koptu doktorlardan. Önce kardeşin geldi ama sonra o düştü. 6 ay sonra sen geldin :)) İyi ki de geldin.
Nasıl mı geçti hamileliğim? Bulantı ve kusmalarla dolu çoook zor bir 3 aydan sonra zayıflayıp 49 kg ile hamileliğimin 4.ayına girmiştim ki oğlan anası olacağımı öğrendik:) Dünyalar bizim oldu. Cinsiyetin hiç önemli değildi bizim için. "Sağlıklı olsun da" dedik hep babanla.
30 Mart 08 tarihli görünen doğumumun son kontrollerinden biri için 18 Martta doktorumuza gittik. 1 hafta öncesinde bir gün sanki sancı gibi kasılmalarım olmuştu. Dr "Bir bakalım açılma var mı?" dedi ve muayene etti. "2 cm açılma var" dedi. Sonra Nst ye girdim ve kasılmalarım olduğu ortaya çıktı. Babanın ağzı kulaklarına varacaktı neredeyse. Zaten "İnşallah erken olur" diyip duruyordu erken doğumun risklerinden habersizce.
Doktor Sedat Cömert amca eve yolladı ve kasılmalarımı izlememi söyledi. Gerçekten de karnım bir sertleşiyor, bir yumuşuyordu. Meğer bunlar doğum kasılmalarıymış ve ben hiç ağrı hissetmiyordum. Bu kasılmalar 2 gündür de sürekli oluyordu. Hemen doktor amcayı aradım ve acilen hastaneye yattım. Çok istediğim normal doğumu yapmamı doktorum istemedi, çünkü kaslarım zayıfmış ve sen bana ağırlık yapınca kasık fıtığı olmuştum ve sezeryan olmak zorundaydım.
Apar topar yağmur eşliğinde Serkan'la, kameranın kaseti, fotoğraf makinesinin pili yüzünden kavga ede ede gittik hastaneye :)) Gider gitmez beni aldılar. Epidural sezeryanla minik mucizem sen 2800 gr olarak dünyaya geldin. Doğar doğmaz seni kucağıma verdiler ve o dünyanın eeeen güzel anıydı. Bir yandan ağlayıp, bir yandan seni kokladığım, öptüğüm anı dünyada hiçbirşeye değişemem. İyi ki geldin minik fırtınam benim, iyi ki geldin ve hayatımızı baştan sonra değiştirdin. Meğer yaşamımızda bir sen eksikmişsin.


